Fethiye Bölgesi, Yaz Tatillerinin Merkezi
- Gez Hadi !

- 23 Ağu 2020
- 13 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 Eki 2024
Muğla'ya bağlı Fethiye, doğal güzellikleri ve dünyaca meşhur plajları ile tam bir yaz destinasyonu. Bu yazımızda, sizlere Fethiye ve çevresini tanıtacağız.

Gezi Fotoğrafları
Gezi Planı - 7 Gece 8 Gün
FETHİYE HAKKINDA
Fethiye, Likya medeniyetinin yaşadığı topraklarda konumlanıyor. O dönemde Telmessos olarak alınan ilçe, Muğla’nın 13 ilçesinden en büyüğü. MÖ 5. yüzyıldan itibaren kesintisiz biçimde yerleşim yeri olarak kullanılan bölge, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlı’nın egemenliğine girmiş. Turkuaz renkli denizi, birbirinden güzel koyları ve birinci sınıf turizm tesisleri ile hem yaz aylarında bölgenin keyfini çıkarabilir hem de eski uygarlıkların izlerini takip edebilirsiniz. Kral mezarları, antik kentleri, kaleleri ve tarihi Likya yolu ile yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeyi başaran ilçede aksiyon severleri de heyecanlı dakikalar bekliyor. Yamaç paraşütü, rafting, dağ tırmanışı, dalış, rüzgâr sörfü, kano keyfi, tekne turları, trekking gibi doğa sporlarının yaygın olarak yapıldığı Fethiye, her yıl Uluslararası Hava Oyunları Festivali'ne de ev sahipliği yapıyor. Özellikle yaklaşık 30 dakika süren Ölüdeniz Babadağ'dan yapılan yamaç paraşütü için dünyanın birçok yerinden turistler bölgeye geliyor.
ULAŞIM
Fethiye'ye otobüs firmaları, kendi aracınız ya da uçak ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Hava yolu ile ulaşım için iki alternatifiniz var. Dalaman Havalimanı veya Antalya Havalimanı. Yakın olan havalimanı Dalaman, Fethiye merkeze 44 km. ve ulaşım yaklaşık 45 dakika sürüyor. Antalya'dan ulaşım ise Korkuteli üzerinden 2,5 saat. Sahilden gelmeye kalkarsanız bu süre çok uzar, bu sebeple Antalya'dan rotanızı belirlerken dikkatli olun. Fethiye’ye kara yoluyla ulaşım ise biraz yorucu olabilir. Muğla’ya 92 km uzaklıkta olan, Antalya, Denizli ve Burdur illeriyle çevrili Fethiye, İstanbul’a 810, Ankara’ya 635 ve İzmir’e 360 kilometre mesafede. Türkiye’nin hemen hemen tüm şehirlerinden direkt otobüs seferleri var. İlçede, merkezden minibüs seferleri ile istediğiniz yere ulaşmanız mümkün.
NE ZAMAN GİTMELİ
Fethiye, yaz aylarında ziyaretçi çeker. Haziran ve Ağustos ayları arasında denizin keyfini çıkarabilir ancak Akdeniz ikliminin geçerli olduğu bu coğrafyada biraz bunalabilirsiniz. 40'lı derecelere yakın hava sıcaklıkları özellikle Temmuz ayında olağan karşılanır. Nispeten havanın daha ılık olduğu ve ziyaretçi sayısının düştüğü bir dönem tercih ederseniz Eylül ve Ekim aylarını değerlendirmenizi öneririz.
KONAKLAMA
Bu bölgede bulunan ve cennet koylarda hizmet veren turizm tesislerinden bazılarının rezervasyonları aylar öncesinden kapanır. Her keseye uygun konaklama tesisi bulmak mümkündür. Sadece deniz tatili yapmak istiyorsanız, örneğin Ölüdeniz'de denize yakın konumdaki bir tesisi seçebilir, ya da el değmemiş bir koydaki lüks otelin keyfini çıkarabilirsiniz. Ancak, bölgedeki koyları ve gezilecek noktaları keşfetmek için farklı bir seçim daha akıllıca olabilir. Biz Fethiye'ye 1 saat mesafedeki Dalyan'da konakladık.
Rota Otel - Dalyan, Ortaca - Konum
Dalyan'da kaldığımız Rota Hotel, merkeze yürüyüş mesafesinde çok memnun kaldığımız bir konaklama oldu. Otelin fiyatı, kahvaltı dahil gecelik 2 kişi 35 Euro - 300 TL civarında. Hem işletici hem de çalışanların yaklaşımından çok memnun kaldık. Odalarda klima, buzdolabı, televizyon ve eşyalarımızı koyacak dolap var. Günlük temizliği ve kahvaltısı da çok iyiydi. Gezimizin merkezi olarak kullanarak çok doğru bir karar vermişiz.

GEZİLECEK YERLER
Fethiye ve civarı daha çok harika koyları ve denizi ile öne çıkmış bir turizm bölgemizdir. Ancak, tarihi mirası ile de dikkat çeker. Gökova körfezinden Fethiye'ye kadar uzanan bu coğrafyadaki önemli gezi noktalarını sizlere tanıtmaya çalışacağız.
Ölüdeniz - Konum
Fethiye denince akla ilk Ölüdeniz gelir. 1980'lerde Türkiye'nin turizm atağında başı çeken bölge, sosyal medyanın yaygınlaşması ile dünya genelinde kendine haklı bir hayran kitlesi edindi. Özellikle Babadağı'ndan yapılan paraşütle atlayışların sosyal medyada kendine fazlaca yer bulması ile popülerliği artarak her yıl daha fazla turisti kendine çekiyor. Ölüdeniz beldesi adını 3 km. uzunluğundaki kumsalının uç kısmında yer alan durgun sulara sahip lagünden alır. Bu lagün, kendi içinde bir devri daime sahip, bu da kendi kendini temizlemesini sağlıyor. Su altından yoğun kaynak suları çıkarken, alt taraftan denizin ortalarına doğru bir akıntı yaratıyor. Ayrıca, gelgit etkisi ile deniz periyodik olarak yükselme ve alçalma yaşıyor. Bu özellikler ile Türkiye'nin en güzel plajında, deniz sürekli berrak ve temiz kalıyor.
Plajın olduğu bölge Ölüdeniz olarak adlandırılsa da esasında bu konuda da bir kafa karışıklığı oluşuyor. Kasaba, deniz, bölge her yere Ölüdeniz adı veriliyor. Bu kafa karışıklığını gidermeye çalışalım.
Ölüdeniz Beldesi - Konum
Ölüdeniz beldesi, sahil kısmında yerleşimin yasak olduğu dönemde (ki o dönemde sadece Club Hotel Meri faaliyet gösteriyordu bölgede) sahilden uzakta bir yerleşim yeri olarak kurulmuş. (Bkz. Hamamın da bulunduğu bölgede - Konum) Ardından, belde yavaş yavaş sahil kıyısına doğru ilerlemiş ve sahildeki otellerin yapılması ile bugünkü haline gelmiş. Beldenin üst kısmı, eski yerleşim, daha uzun süreli bir gelişimden geçtiği için, market, kafe, bar, otel vs konularında çok daha geniş seçeneğe sahip olmakla birlikte denize gitmek için ayrı bir ulaşım aracı kullanmanızı gerektirir. Sahildeki otellerden ise yürüyerek plaja ulaşabilirsiniz ancak oteller dışındaki seçenekler (bar, kafe, vs) daha kısıtlıdır. Beldenin üst kısmından minibüsler ile plaj kısmına inmeniz mümkün.

Belcekız Plajı - Konum
Ölüdeniz olarak adlandırılmasına karşılık, sahilde yer alan plajın esas adı Belcekız plajı. Bu kum plaj Babadağı'nın ihtişamı altında koyda boylu boyunca uzanır. Tertemiz denizinden faydalanırken aynı zamanda gökyüzünden süzülen rengarenk paraşütleri de izleyebilirsiniz. Popülerliğinin artması ile her geçen gün daha kalabalık bir hal alan plaj yine de güzelliğinden bir şey kaybetmemiş. Ancak, plajda yer alan şemsiye ve şezlongların ücretleri de popülerliği ile birlikte her geçen gün artıyor.

Ölüdeniz Tabiat ve Milli Parkı - Konum
Belcekız Plajı'nın devamında yer alan ve Ölüdeniz'e adını veren Lagün ile sonlanan bölüme, Ölüdeniz Plajı veya Ölüdeniz Tabiat ve Milli Parkı adı verilir. Araçla ücretli giriş yapılan bu bölgede ağaçların gölgeleri altında piknik yapanlara rastlayabilirsiniz. Ayrıca, Ölüdeniz Lagünü'ne yürüyerek turkuazın her türlü rengini görmeniz ve bu durgun suda kano ile gezi yaparak kalabalıktan bir miktar uzaklaşmanız da mümkün.

Babadağı ve Paragliding - Konum
Ölüdenizi dünyaya tanıtan en önemli etkinlik, Babadağ'ından yapılan ikili paraşüt atlayışlarıdır. (Paragliding) Bir pilotun kullandığı paraşütte bir yolcu beraber seyahat ettiği için, ikili atlayış anlamında "Tandem" adı da verilir. Bir çok kişinin "Bucket List" inde olan bu aktivite daha önceden herhangi bir tecrübe olmadan, verilecek kısa bir eğitim ardından gerçekleştirilir. 1700 m. yükseklikten yapılan bu atlayış için sahip olacağınız cesaret size bu olağanüstü coğrafyayı bambaşka bir açıdan izlemek için önemli bir fırsat sunar. Dağa yapılmakta olan teleferik ile bu aktivitenin daha da popüler olacağını düşünüyoruz.

Kelebekler Vadisi - Konum
Babadağ'ın eteklerinde bulunan Kelebekler Vadisi, bölgede bizi en çok etkileyen yerlerin başında geliyor. Ölüdeniz'den Babadağı'na yapacağınız yaklaşık 20 dakikalık bir tırmanış sizi Kelebekler Vadisi izleme noktasına getirir. 350 metre yükseklikten göreceğiniz manzara karşısında nefesiniz kesilecek! Şubat 1995'te birinci derecede doğal sit alanı ilan edilen vadi her türlü yapılaşmaya kapatılmış. Sarp kayalık duvarlarla çevrili vadi ismini, barındırdığı 80'den fazla kelebek türünden ve özellikle kaplan kelebeğinden almakta. Kaynağı Faralya mahallesinde bulunan ve 50 metre yükseklikten dökülen şelale, Vadi'nin ortasından geçerek Akdeniz'e ulaşır. Kelebekler Vadisi'ne ulaşım, Ölüdeniz'den kalkan teknelerle sağlanıyor.

Amyntas Kaya Mezarları - Konum
Fethiye'nin güneyinde dağ eteklerinde yer alır. Etkileyici görünümlü mezar M.Ö. 350 yılında o dönemde bölgede yerleşik olan Likyalılar tarafından inşa edilmiş ve adını yan tarafındaki "Hermagios oğlu Amyntas" anlamına gelen Yunanca yazıttan almış. Bu kaya mezarlarını ilginç kılan içlerinin genişliğidir. Tam bir tapınak boyutunda yapılan bu kaya mezarları bu anlamda diğer kaya mezarlarından farklılık gösterir.

Kayaköy - Konum
Kayaköy, Likya Uygarlığına ait eski bir yerleşim yerinin üzerine 11.yy da kurulan bir Rum Köyü. 20.yy'a kadar ticareti ve sosyal hayatı ile 25.000 kişinin yaşadığı gelişmiş bir şehir iken Kurtuluş Savaşı sonrasında yapılan anlaşmayla buradaki Rumlar evlerini Batı Trakya’daki Türkler için terk etmişler. (Onlar da ülkelerinde kendilerine bırakılan evlere yerleşmişler) Trakya’dan gelen Türklerin bir kısmı buraya yerleştirilmiş, ancak buradaki yaşama uyum sağlayamamış ve köyü terk etmiş. Kayaköy, harabe halinde bir hayalet köy iken sonraki yıllarda tahmin edilemeyecek bir ilgiyle karşılaşmış ve turistik bir bölge haline gelmiş. Kayaköy Rum evleri ile çok ünlü. Bir müze gibi gezilip görülen bu yerleşim yerinde keşfedilmesi gereken 3.500 konut, kilise, şapel ve sanat atölyeleri var. Bazı evler yenilenip canlandırılırken çoğu halen harap halde. Büyük bir çoğunluğu evden oluşan bu köyde, görsel zenginliğiyle ünlü olan Yukarı Kilise’ye mutlaka uğramalısınız. Yukarı Kilise, köyün ortasında yer alan bir tepeye kurulmuş. Pembe sıvalı, geometrik şekilli bu kiliseyi mutlaka görmelisiniz. Aşağı Kilise ise daha iyi korunmuş bir seçenek. Daha iyi korunmasının sebebi, 60’lı yıllara kadar cami olarak kullanılması.

Yeşilüzümlü - Konum
Üzümlü ya da Yeşilüzümlü adı ile bilinen Fethiye'ye bağlı bu şirin köy, Geyran dağı eteklerinde, denizden 700 metre yükseklikte, özellikle sıcak yaz aylarında serin ve temiz havasıyla tatilciler için bir kaçış noktası. Köye gelen turistler, bölgeden o kadar etkilenmiş ki, eski taş evleri restore ederek köye yerleşmiş. Köyü gezerken, taş evleri yanında dikkatimizi çeken bir başka nokta ise üzüm bahçeleri. İsmini de buradan aldığını kolayca anlayabiliyoruz. Bölgede bu sebeple şarapçılık da gelişmiş. Mantar ve orkide türleri bakımından da zengin köyde, yılın 8 ayı birçok mantar türü yetişiyor ve yemeklerinde sıklıkla kullanılıyor. Nisan ayındaki mantar festivali de bölge için taşıdığı önemi yansıtmakta.

Kadyanda Antik Kenti - Konum
Yeşilüzümlü'den Kadyanda'ya ister zorlu bir yürüyüş parkuru ya da araç ile ulaşabilirsiniz. Köyden 400 m. yükseklikteki antik kente ulaşmak için gideceğiniz yolun 8 km.lik kısmı dar ve stabilize. Tarihi M.Ö.3. binlere kadar gittiği söylense de, günümüze ulaşan yüzeydeki en eski kalıntılar M.Ö. 5. yüzyıldan daha eskiye gitmez. Kenti çevreleyen surların yanından Kadyanda'nın Roma döneminde de onarılarak kullanılmış olan Helenistik tiyatrosuna ulaşılabilir. Akropolün güney yamacına yaslanmış tiyatro, yıkılmasına rağmen kentin eski görkemini yansıtmakta. Kentte tiyatroya ek olarak, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanrıya ait olduğu bilinmeyen bir tapınak kalıntısı ve yoğun sivil yapı izleri yer alır. Çam ormanları ile bütünleşmiş antik kent, Fethiye körfezine yukardan bakmak ve eski dönem yaşantısını gözümüzde canlandırmak için güzel bir fırsat oldu.

Gizlikent Şelalesi - Konum
Gizlikent Şelalesi, Saklıkent Kanyonu'na sadece 500 metre mesafede. Yol üzerindeki tabelalar sayesinde kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Aracınızı 10TL lik bir ücret karşılığında tesisin önündeki otoparka bıraktıktan sonra aşağıya inen, sayıca biraz fazla merdivenleri takip etmeniz gerekecek. Ulaştığınız vadide, su ve yeşili takip ederek şelaleye ulaşacaksınız. Takip edeceğiniz patika, akan sular ve yeşilin her türlü tonu ile en az şelale kadar belki daha fazla etkileyici. Saklıkent kanyonunda olduğu gibi, su içinde yürüyebilecek ayakkabılarınız yok ise indiğiniz vadinin başında bulunan tesisten ayakkabı kiralayabilirsiniz. Sayısız fotoğraf sonrasında ulaştığımız şelaleyi daha önce nasıl keşfetmediğimize biz de şaşırdık. Sıcak yaz günlerinde, serin ve doğa ile içiçe zaman geçirmek isteyen bir çok kişi şelaleyi ziyaret ediyor. Bu sebeple, daha sakin bir zamanda yeniden gelmek üzere sözleştik. Muhakkak ziyaret edilmesi gereken bir doğa harikası, hergün 08:00-21:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Saklıkent Kanyonu - Konum
Sıcak yaz günlerinde serin bir kaçamak için günübirlik Saklıkent Kanyonu'nu gezebilirsiniz. Kanyon, Fethiye'ye 47 km uzaklıkta. Duvarları güneş ışınlarının içeri girmesini engelleyecek kadar yüksek. 16 kilometre uzunluğundaki kanyonda bir çok mağara keşfedilmiş. Denizden 1.000 metre yükseklikte olduğu ve içinden akan su sebebiyle her zaman serin. Rafting yapabilir veya üç saate kadar sürebilen rotaları profesyonel rehberler eşliğinde keşfedebilirsiniz. Duvarlara sabitlenen tahtalar ile oluşturulan dar yolla ulaşılan ilk kısım çok uzun değil. Yerden kaynayan buz gibi sular, etraftaki yamaçlardan dökülen şelaleler gözünüze çarpıyor. Daha ilerisi için soğuk suların içerisinde yürümek ya da belinize kadar gelebilen sulara batmak gerekebileceğinden çok önerilmiyor. Ayrıca mevsimine bağlı olarak ani olarak bastırabilen yağmurlarda kanyon tehlikeli olabilir. Akan su etrafındaki restoranlarda oturarak serin havanın ve yemeğin keyfini çıkarabilirsiniz.

Çalış Plajı - Konum
Çalış Plajı, Fethiye'ye 10 dakikalık mesafede, yakın olması sebebi ile de yerel halkın da sıklıkla tercih ettiği bir plaj. Gündüzleri, kilometrelerce uzunluktaki geniş ve kumlu plajda denizin keyfini çıkaran tatilciler, geceleri ise pek çok otel, restoran ve hediyelik eşya dükkanının bulunduğu sahilde yürüyerek canlı ortamın keyfini çıkarıyor. Öğleden sonraları hayli dalgalı olan deniz, sabahları sakin ve durgun. En sıcak yaz günlerinde bile denizden gelen esintisiyle günün her saati denizin keyfini çıkarmak için ideal bir plaj.

Darboğaz - Konum
Fethiye'de Gemile Koyu'na giderken sağda birçok aracın park ettiğini görerek keşfettiğimiz bir yer Darboğaz. Aracımızı bıraktıktan sonra küçük bir patika ile Darboğaz'ın bulunduğu yarımadaya ulaşmanız yürüyerek yaklaşık 20 dk. sürüyor. Tahmin edebileceğiniz gibi burası yarımadada bakir bir plaj. Üzerinde tesis vs yok. Bu sebeple hazırlıklı gelmeniz lazım. Yiyecek, içecek, sezlong ve diğer ihtiyaçlarınızı yanınızda getirin. Ancak, buraya geldiğinizde buna kesinlikle değdiğini göreceksiniz. Darboğaz, Fethiye gezimizde gördüğümüz en güzel yerlerden biri. Yarımadadaki plaja giderken yolu bilen bir kişiyi takip etmenizde fayda var. Çünkü herhangi bir yol işareti yok. Esinti çok olmadığından dalgalı değil ve harika bir suyu var.

Göcek - Konum
Göcek, Türkiye'de mavi yolculuğun popüler olmasına sebep olan bir tatil cenneti. Daha çok orta, üst ekonomik sınıftan kişilerin tercih ettikleri bu şirin yer. Lüks lokantaları, şık kafeleri ve modern yapılaşması ile dikkat çekiyor. Sahilindeki onlarca modern yat, her gün denize aşık yüzlerce turisti 12 adalar turu ile büyülüyor. Kendi yatlarına sahip şanslı bir azınlık ise tatillerini denizde geçirmek için Göcek'e gelerek tatile başlıyor. Şayet mavi yolculuk yapmak istemiyorsanız, aracınız ile kısa bir yolculuk sonrasında ulaşacağınız Ayten Koyu'nda denizin keyfini çıkarabilirsiniz. Bu koy karavanlar için de uygun. Tesis olmadığından her türlü ihtiyacınızı yanınızda getirmeniz gerekiyor. Ayten Koyu'na giden yol stabilize bir yol, devamında Cannes Sahili ve Osmanağa Koyu var. Aralarında tek başınıza sezlongunuzda keyif ile oturabileceğiniz bir yer bulmanız da oldukça mümkün.

Dalyan - Konum
Dalyan, Ortaca'ya bağlı bir beldedir ve her zaman Türkiye'de bizi en çok etkileyen yerlerden biri olmuştur. Türkiye'nin her tarafı turizm ve kalabalıklara teslim olurken, Dalyan sakinliğini bir şekilde korumayı başarmış ender yerlerden biri. Bunu belki de biraz sapa kalan konumuna borçlu. Gökova-Fethiye yolunda, Ortaca mevkiinde ana yoldan ayrıldıktan sonra yaklaşık yarım saatlik bir yolculuk ile Dalyan'a varıyorsunuz. Dalyan ilk görüşte size balıkçı köyü havası verir, ardından içinden geçen kanalındaki teknelere hayran olursunuz, sonra Kaunos antik kenti dikkatinizi çeker ve kral mezarlarının güzelliğine aşık olursunuz. Kaunos Kaya mezarlarının yapı itibarıyla başka bir örneği yok. Antik mezarlardaki bu taş işçiliğini günümüzde hiçbir yerde bulmak mümkün değil. Kaya mezarları MÖ 4. yüzyılda yapılmış, daha sonraları Roma döneminde de kullanılmış.

İlk defa gelenler, Dalyan merkezden kalkan tekneler ile İztuzu sahiline gitmeli. Ancak bu şekilde Dalyan'ın labirent şeklindeki kanallarının güzelliğine gerçek anlamda şahit olursunuz. Köyceğiz gölünün, denizle İztuzu sahilinde bir araya gelmesi ayrı bir güzelliktir. Türkiye'nin en güzel plajlarından biri olan İztuzu Plajı'nı, Caretta Caretta'ların neden seçtiğini o zaman anlarsınız. Hava karardıktan sonra da güzeldir Dalyan. Belediye kahvesinde ışıklandırılmış kral mezarlarına doğru içilen bir kahvenin ise en az 40 yıl hatırı kalır. Nar bahçeleri, köy kahveleri ve sakinliği ile hiçbir zaman vazgeçemediğimiz bir yerdir bizim için Dalyan.
Cömert Lokantası - Konum
Bu gezimizde bütçemizin oldukça kısıtlı kalmasına büyük katkısı olan küçük bir esnaf lokantasından söz etmek ve bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum. İstanbul'da yaşayan biri olarak esnaf lokantası olarak adlandırdığımız bu tip bir lokantaya Dalyan'da rastlayınca öncelikle çok şaşırdık ve mutlu olduk. Oldukça fazla sayıda ev yemeğine sahip ve yemekler de lezzetli. Ancak asıl şaşırtıcı tarafı bu yemekleri bizlere sunduğu fiyatlar. 3 tabak yemeği 20 TL ye yemeniz mümkün. Ortaca merkezinde de şubeleri var. Şiddetle öneririz.
Akkaya Garden Restaurant - Konum
Sıradışı bir konsepte sahip bu lokantaya giderken insan ister istemez neden biri bu kadar bakir bir coğrafyada buralara restoran yapar diye kendine sormadan edemiyor. Ancak vardığınızda anlıyorsunuz ki esasında bu lokanta bir tatil konseptinin parçası. Villa, havuz ve lokanta'dan oluşan bu tesis Akkaya'da. Yolu biraz sıkıntılı olsa da vardığınızda ağaçlara yapılmış masalar ile servis yapan bu lokanta ile yeni bir deneyim yaşıyorsunuz. Yemekleri oldukça lezzetli idi ama asıl deneyim doğa ile başbaşa kuşlar gibi ağaçlara kurularak yediğiniz yemekten geliyor. Çok memnun kaldık. Sizleri de bu bölgede iken böyle bir deneyimi yaşamaya davet ediyoruz.
Yuvarlakçay - Yeşil Vadi Restaurant - Konum
İsmini suyunun yuvarlanarak akmasından alır. Suyu çok derin olmasa da köpüre köpüre akan bu çaya kurulan salıncaklar Yuvarlakçay‘ın daha da ünlenmesine neden olmuştur. Özellikle sıcak havalarda yöre insanı için de bir kaçamak haline gelmiş. Etrafındaki restoranlarda yemek yemek, ağaçlarının altında serinlemek ve cesaretli olanları için ise sularında yüzmek bir gelenek. Yol üzerinde köy halkının sattığı taze ürünleri de denemenizi öneririz. Yuvarlakçay'daki Yeşil Vadi Restaurant, lezzetli yemekleri ve uygun fiyatı ile Yuvarlakçay ziyaretinizde sizin için ideal bir seçenek olacak. Klasikleşen salıncağında fotoğraf çektirebileceğiniz gibi, çayın buz gibi sularında serinlemek için güvenli bir havuz kısmı var. Sıcak yaz günlerinden serin bir kaçış olacaktır. Alabalık veya tandır restoranın favori yiyecekleri. Hafta sonları oldukça kalabalık olduğundan gideceğiniz zamanı dikkatli planlamanızı öneririz.

İztuzu Plajı - Konum
Antik çağlarda İztuzu'ndan 4 kilometre içerde kalan Kaunos, bir liman kentiydi. Gemiler şimdiki Sülüklü Göl’deki ticaret limanına yanaşırdı. Dalaman Çayı ise Ortaca ve Dalyan’dan akardı. MÖ 226 veya 227'de büyük Rodos depremi ile Anadolu'nun Güneybatı kesimleri yerle bir oldu. Bu deprem, Dalaman Çayı'nın yatağını değiştirdi ve bu olay İztuzu mucizesini yarattı. Dalaman Çayı olmayınca, bu defa kumların sürüklenmesi terse dönüp dalgalar kumları kıyıya sürüklemeye başladı. İztuzu Kumsalı önündeki kayalıklar, dalgaların hızını kestiği için kumlar şimdiki yerinde birikti. İncecik altın sarısı kumlar bir gün Caretta Carettaların yumurtalarına yuva olacaklarını bilmeden İztuzu mucizesini oluşturdular.
Doğa harikası Dalyan İztuzu Kumsalı, Radar tepesinin eteğinden Dalyan Boğaz’ına kadar 5 bin 400 metre uzunluğunda. Boğazın batısındaki Küçük Plaj kumsalını da ilave ederseniz, toplam uzunluk 6 kilometreyi aşmaktadır. Aynı kumsal üzerinde ister denizden isterseniz de gölden faydalanabiliyorsunuz. Deniz sığ ve kumluk, genelde sabah erken saatlerde sakin öğleden sonra ise dalgalı. Caretta Carettaların yumurtalarını bırakmalarına çok uygun olan ince kumlu bu plajın batı tarafına teknelerle, doğu tarafına ise karayoluyla gidiliyor. Tekne ile gidilen taraftakinin adı Dalyanağzı Plajı, karayolu ile gidilen ise İztuzu Plajı. Her 2 plajı da Belediye işletiyor. Şemsiye ve şezlong kiralayabiliyorsunuz. Kumsalın orta kısmı ise tamamen doğal haliyle sizi bekliyor. Yalnızlığı sevenler, sakinlik isteyenler için ideal. Bu kumsala Caretta Caretta (Loggerhead) türü deniz kaplumbağaları yumurta bıraktıkları için Mayıs’tan Eylül'e akşam 20.00’den sabah 08.00’e kadar plajdan yararlanamıyorsunuz. Plaj geceleri tamamen kaplumbağalara ve koruyuculara bırakılıyor. Ölüdeniz'den sonra Türkiye'nin en önemli plajı. Yapılaşma yok. Bu da bizce burayı Türkiye'nin en güzel plajı yapıyor.

Kaunos Antik Kenti - Konum
Antik Çağ’da ticari açıdan önemli bir liman kenti olan Kaunos, kral Kaunos tarafından kurulmuş, zamanla denizin alüvyonlarla dolmasıyla liman özelliğini kaybetmiş. Şehrin Akropolü 152 metre yükseklikteki tepeye kurulmuş. 5.000 kişilik tiyatrosu ise akropolün eteğine inşa edilmiş. Kaunos Antik Kenti UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan antik kentte göreceğiniz kalıntılar Roma Dönemi’ne ait. Çevreye yayılmış pek çok kalıntı göze çarpıyor. Antik kentin kalesine çıktığınızda tüm delta ve Dalyan’ın muhteşem manzarası ile karşılaşacaksınız.

Aşı Koyu - Konum
Demet Akbağ ve Yetkin Dikinciler‘in oynadığı Nadide Hayat filmini izleyenler burayı bilirler. Filmin son sahneleri burada geçiyor. Yolu stabilize ve bozuk, ancak yine de ulaşım sağlanabiliyor. Koy küçük ve sevimli. Koydaki tesisten ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyorsunuz. Sakin ve temiz denizi ile bölgede tercih edilen yerlerden biri.

Sarsala Koyu - Konum
Tartışmasız bölgenin en güzel koyu. Kocagöl etrafında kıvrılan düzgün bir yol ile ulaşılıyor. Koya inişte yol biraz daralıyor. Ancak koyun yukardan görüntüsü nefes kesici. Mavi tur teknelerinin de uğrak yeri. Ana sahil kalabalık oluyor. Ancak sezlong ve şemsiye kiralayabilirsiniz. Ya da kumsalın sol tarafında yer alan patikayı takip ederek kendinize ait bir sezlong koyacak yer bulup denizin keyfini çıkarabilirsiniz. Patikanın sonunda da ağaçlar altında denize girebileceğiniz bir plaj var. Şu konumda bulduğumuz kayaların üzerinde kurduğumuz şezlongda geçirdiğimiz günü unutamayacağız. Suyun temizliği berraklığı harika. Önümüzde gün boyunca bir caretta dolaştı. İnanılmaz bir yer!

Ekincik Koyu - Konum
Marmaris - Göcek arasında dolaşan teknelerin başlıca uğrak noktalarından biri olan Ekincik Koyu, Köyceğiz’e geniş bir asfalt yolla bağlandıktan sonra hızla kalabalıklaşmaya başlamış. Ekincik’e karayoluyla gitmek için Köyceğiz’den Hamitköy üzerinden gölün nefis manzarasını seyrederek ilerliyorsunuz. Yol gölden ayrılırken sola dönerseniz Sultaniye Kaplıcaları’na gidersiniz. Bu nedenle bu uzun yolu göze aldıysanız gezinizi Sultaniye Kaplıcaları ile birlikte planlamanızı öneririz. Tepeye varıp yokuş aşağı inmeye başladığınızda Ekincik koyunun güzelliği çıkıyor karşınıza. Çevreniz orman, önünüz kumsal ve deniz. Kumsalı bir küçük dere bölüyor. Yolun kıyıya ulaştığı yerde yatların demirlemesi için uygun bir iskele ve yatların ihtiyaçlarını karşılayabildikleri küçük bir büfe var. İskele aynı zamanda Dalyan’a günübirlik yolcu taşıyan teknelerin bağlanma yeri. Ekincik kooperatifine bağlı tekneler, Dalyan Iztuzu kumsalına, Kaunos antik kentine ve çamur banyosuna günlük tur düzenliyorlar. İster şezlong ve şemsiye kiralayarak plajın giriş kısmında denizin keyfini çıkarabilir, isterseniz de koyun ilerleyen bölümlerinde kendinize ait bir alanda dinlenebilirsiniz. Genelde rüzgarlı ve dalgalı olan su derin, temiz ve çakıllı.

Sultaniye Kaplıcaları - Konum
Köyceğiz Gölü kıyısındaki Sultaniye Kaplıcalarına, Ekincik koyu yolu üzerinden karayolu ile veya Dalyan'dan tekneler ile ulaşılır. Kaplıca'daki çamur banyoları Dalyan'a gelen turistler tarafından oldukça rağbet görüyor. Ölümsüzlüğü arayanların geldiği yer olarak bilinen tesis, belediye tarafından işletiliyor. Tesiste, çamur banyosu, sıcak su banyosu yapabilir veya Köyceğiz Gölü'nde yüzebilirsiniz. Kaplıcaya gelenlerden, tekerlekli sandalye veya sedyeyle getirilen hastaların 21 kürlük bir tedaviden sonra yürüyerek gittiklerine dair çok sayıda öykü dinleyeceksiniz. Bu hikayeler gerçek midir bilemiyoruz ama şunu biliyoruz ki ; Sultaniye Türkiye’nin en yüksek, Dünya'nın ise ikinci en yüksek radyoaktiviteye sahip kaplıcasıdır. 39 derece sıcaklıktaki su, kalsiyum klorür, kalsiyum sülfat, kalsiyum sülfür ve radon içerir. Suyu, romatizma, siyatik yanında cilt ve kadın hastalıklarına da iyi gelmekte. Ama asıl önemlisi radyoaktivite yüksekliği yoluyla rehabilite edici özelliği olması. Kaplıcanın Kaunos’lular tarafından bundan iki bin yıl önce açıldığı söylenmekte. Çevredeki hastane kalıntıları da bunu doğruluyor. Büyük banyonun yanından çıkan kaynak suyu da içildiğinde çeşitli iç hastalıklarını iyileştiriyor. Kaplıcada, uzun süreli tedaviler için kalınabilecek kiralık odalar var.

Sarıgerme - Konum
Dalyan ile Dalaman arasında yer alan Sarıgerme, tertemiz ve kumluk denizi ve nefis kumsalı ile bölgenin önemli turizm merkezlerinden. Dalaman havaalanına yakınlığı ve kıyısında yer alan lüks otelleri ile bir çok turisti kendine çekiyor. Kumluk, hızlıca derinleşen denizi özellikle öğleden sonra genelde dalgalı. Deniz içindeki çukurları nedeniyle yüzme bilmeyen kişilere çok fazla öneremiyoruz. Bölgede bir tane belediye tarafından işletilen Halk Plajı bir tane de Sarçed Plajı adı verilen plaj var. Belediyenin Halk Plajı daha sakin ve tesisleri daha basit, Sarçed ise daha gelişmiş ancak daha kalabalık oluyor. Her ikisinde de denize girmekten büyük keyif alacaksınız.

Gez Hadi ! - 23 Ağustos 2020


Yorumlar