Salzkammergut, Avusturya Göller Bölgesi
- Gez Hadi !

- 13 Haz 2020
- 26 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 8 Eki 2020
İlk yurt dışı gezi yazımızın Salzkammergut, Avusturya olmasının birçok önemli sebebi var. Bölgeye yaptığımız dört geziye rağmen, gezmek istediğimiz yerlerin tamamını gördüğümüz söylenemez. Bu coğrafyada öyle yerler var ki sadece bir defa orada olmak asla yetmiyor. Olağanüstü doğası, konumu, kaldığımız yerler, misafirperver insanları ve harika mutfağı ile Salzkammergut bölgesi bundan sonraki seyahat planlarımız için de aklımıza gelen ilk yerlerden biri olmaya devam edecek...

GEZİLER
Bölgeye yaptığımız gezilerin günlük planlarına Tripadvisor hesabımız üzerinden aşağıdaki bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz. İster bu planları doğrudan kullanın, ister aşağıdaki cennet köşelerden bazılarını seçerek kendi planınızı oluşturun, Salzkammergut sizi asla hayal kırıklığına uğratmayacaktır!
Gezi Fotoğrafları
Gezi Planları
Sonbahar - 7 Gece 8 Gün
Yaz - 7 gece 8 gün
İlkbahar - 6 gece 7 gün
SALZKAMMERGUT HAKKINDA
Yukarı Avusturya, Salzburg ve Steiermark eyaletleri tarafından paylaşılan Salzkammergut, Avusturya'nın en popüler tatil bölgelerinden biri. Adı ile, ki tuz deposu anlamına gelmekte, bugün hala aktif olan tuz endüstrisinin önemini yansıtmaktadır. Zengin ve ünlü kişilerin termal sulardan faydalanmak için bölgedeki sağlık ve güzellik merkezlerine gelmeye başladığı 19. yüzyılın başlarından itibaren turizm çok daha fazla önem kazanmıştır.
Salzkammergut, sayısız gölleri, derin oyulmuş vadileri, tepeleri ve engebeli sarp dağ sıraları ile ziyaret edenleri kendine hayran bırakıyor. Wolfgangsee ve Mondsee gibi yoğun ziyaret edilen bölgelerde bile her zaman cam gibi suların üzerinde tekne ile dolaşan, yüzen ve balık tutanları görebilirsiniz. Göllerden birinin kıyısında oturarak kuş sesleri eşliğinde muhteşem doğayı seyretmenin keyfine paha biçilemez! Salzkammergut bölgesinde çekimleri yapılan, 1965 yapımı "The Sound of Music - Neşeli Günler" filmini seyrettiyseniz, ne kadar güzel bir coğrafyadan söz ettiğimizi zaten biliyorsunuz! Bu film, bölge ile o kadar ilişkilendirilmiştir ki, halen filmin çekim noktalarını ziyaret eden turlar var. Şayet filmin bir hayranıysanız, Salzburg'dan katılacağınız bir tur ile hem eski anılarınızı canlandırabilir hem de bölgenin sıradışı coğrafyasını tur rehberinden edineceğiniz detaylı bilgiler eşliğinde görme fırsatına yakalarsınız.
Harika yürüyüş olanakları sunan yüksek dağlarla çevrili popüler Hallstätter See, romantik Hallstatt, Sankt Wolfgang kasabaları, tuz madenleri ve buz mağaraları bu bölgenin görülmesi gereken başlıca yerleridir.
ULAŞIM
Viyana veya Salzburg Havaalanları üzerinden ulaşım mümkün. Sabiha Gökçen Havaalanı'ndan İstanbul-Viyana Uluslararası Havaalanı'na uçuş iki saat onbeş dakika sürer. Aracınızla, genelde otobandan oluşan rahat bir yol üzerinden üç saatte bölgeye ulaşırsınız. Viyana üzerinden bölgeye ulaşımın değişik avantajları var. Viyana'yı ve Salzkammergut rotasındaki Dürnstein, Melk gibi kasabaları görme fırsatına sahip olursunuz. Ayrıca, uçuş alternatifleri sayesinde daha ucuza bilet bulursunuz. Ancak, geziniz dört gün veya daha kısaysa, alternatif olarak doğrudan Salzburg Havaalanı 'na uçmayı da düşünmelisiniz. Bu sayede, sadece bir saat içerisinde pansiyonunuzda olma ve bölgeyi daha erken keşfetme olanağına sahip olacaksınız.
Bölgeyi keşfetmek için en uygun yöntem araç kiralamadır. Araç kullanamıyorsanız, Viyana uçuşu sonrası, Salzburg'a yapacağınız bir tren yolculuğu sonrası bölgeye ulaşırsınız. Böyle bir durumda, ana konaklama noktanızı Salzburg'da seçerek, alacağınız turlar vasıtasıyla bölgeyi gezebilirsiniz. Avusturya'da araç kiralama nispeten uygun fiyatlıdır. Yollar ve park olanakları son derece yeterlidir. Örneğin Viyana Havaalanı'ndan yedi günlük başlangıç seviyesinde bir aracı tahminen 250 Euro'ya kiralayabilirsiniz. Aracınıza, tam koruma isterseniz ekstra 150 Euro civarında ödemeniz gerekir.
Merkezi konumu sayesinde gezinize buradan başlayarak beş ülkeye ulaşım mümkündür. Avusturya'ya ek olarak, Çekya'dan Cezky Krumlov, Almanya'dan Chiemsee, Köningsee ve Berchtesgaden, Slovenya'dan Bled Gölü ve devamında İtalya Dolomitler, Venedik gibi yerleri planlarınıza kolayca dahil edebilirsiniz. Ayrıca, doğa yürüyüşü, yüzme, kayak, alışveriş, mağaracılık, müze vs gibi bir çok zevki de aynı seyahat içerisinde farklı planlamalar ile yerine getirmek bizim için oldukça kolay oldu.
NE ZAMAN GİTMELİ
İlkbahar veya Sonbahar aylarını tercih edin. Özellikle Sonbahar aylarında doğanın aldığı renklere hayran kalacaksınız. Yaz aylarındaki turist kalabalığını ve yüksek fiyatları göze alabilirseniz göllerde yüzmek ve akşamları dış mekanların keyfini çıkarabilmek için ziyaret edebilirsiniz. Bölge, kış aylarında kayak için idealdir. Ancak, iklim koşulları nedeniyle araç kullanmak zorlu olabilir.
KONAKLAMA
Bölgedeki konaklamalarımızda kırsal alanlardaki oda kahvaltıları tercih ettik ve her seferinde beklentilerimizi aşan olağanüstü yerlerde konakladık, harika insanlarla tanıştık.
Landhaus Lilly - Obertraun - Konum
İkinci Salzkammergut gezimiz bizim için çok özel. Çünkü bu gezide iki güzel insan ile tanıştık ve bize sıradışı bir konaklama deneyimi yaşattılar. Yıllardır gezeriz, sayısını hatırlayamadığımız kadar farklı yerde konakladık. Landhaus Lilly tüm bu konaklamaların zirvesi, konaklamada fiyatın her şey olmadığının da ispatıdır. Liz & Paul, pansiyonlarına adımınızı atar atmaz sizi bir dost olarak karşılar ve memnun etmek için ellerinden geleni yaparlar. Pansiyona ayakkabılarınızı çıkararak girersiniz. Liz o kadar titizdir ki, yanına aldığı temizlikçilerden memnun kalmadığı için odaları kendi temizler. Eski bir tur rehberi olduğundan bölge hakkında detaylı bilgi verip sizi yönlendirir. Misafirperverlikleri o kadar bize yakın ki kanlarında Türklük olduğunu düşünüyoruz. Gecelik iki kişi oda fiyatları harika bir kahvaltı dahil 100 Euro civarında.

Pension Schlömmer - Schlömmer Pansiyon - Abersee - Konum
Abersee'deki Pension Schlömmer, Wolfgang gölü kıyısında, olağanüstü bir doğanın ortasında yer alır. Sabahları bölgeyi keşfetmek için yaptığımız yürüyüşlerden büyük keyif aldık. Pansiyondan, Wolgangsee 15 dakikalık yürüyüş mesafesinde. Sabahları bastıran sis ile birlikte gölün manzarası inanılmaz bir hal alıyor. Karavanları ile buraya kamp kurmuş kişilere imrenerek bakıyoruz. Yol üzerindeki ahşap evler ve bahçeleri o kadar güzel ki, her birini defalarca fotoğraflarken bize garip ve sanırım acıyarak bakan gözleri çok da umursamıyoruz. Kahvaltıları doğal ürünlerden oluşuyor, ekmekler her gün sıcak ve taze olarak servis edildi. Pansiyon sahipleri, kaldığımız süre boyunca bize çok içten ve yardımsever davrandılar. Ayrılacağımız gün yolda yememiz için hazırladıkları sandviçleri unutmamız mümkün değil. İki kişilik konaklama, kahvaltı dahil gecelik 130 Euro.

Ferienwohnung Am Pflanzgarten - Ebensee - Konum
Kalabalıksanız veya mutfağı ve bahçesi ile kendinize ait bir ev deneyimi istiyorsanız bu tesisi gönül rahatlığı ile önerebiliriz. Bahçesinde meyva ağaçları ile sakin ve sessiz bir konumda yer alan tesiste her türlü mutfak ekipmanı ve eşya mevcut. Üst katımızda kalan Gabriele Hanım'ın misafirperverliğinden de çok memnun kaldık. Vergiler dahil iki kişi 80 Euro gecelik ücret ile konaklamanız mümkün. Kahvaltı için kendinize hazırlayacağınız reçelin meyvesi de bahçeden.

GEZİLECEK YERLER
Bölgede gezilecek başlıca yerleri, masalsı kasabalar, şehirler, tuz madenleri, dağlar ve mağaralar, göller ve rotaya dahil ettiklerimiz şeklinde sınıflandırabiliriz. Şimdi bu yerlere ayrıntıları ile bakalım.
Masalsı Kasabalar
Bölgede Hallstatt başta olmak üzere birçok kasaba mevcut. Kasabaların ortak özellikleri doğa ile uyum içinde çok iyi korunmuş olmaları. Gezdiğimiz başlıcalarına bu yazıda yer vereceğiz.
Sankt Wolfgang im Salzkammergut - Konum
Aziz Wolfgang, (ki kasaba daha sonradan adını bu azizden almıştır), 976'da yakındaki Mondsee Manastırı'na çekildikten sonra Wolfgangsee (Wolfgang Gölü) sahilindeki kiliseyi inşa etmiş ve kilise 1183'te büyük bir hac yeri haline gelmiş. Kasabanın önemli bir turistik nokta haline gelmesine katkıda bulunan kilise ve içindeki altar oldukça dikkat çekici.
Schafberg ve Schafbergbahn - Konum
Schafbergbahn (bahn - tren hattı) Avusturya'daki en dik tren yolu. Bu tren hattı ile 1893'ten beri St. Wolfgang'dan Schafberg'in 1783 m.lik zirvesine 45 dakikada çıkılıyor. Nostaljik, dişli çarklı buharlı tren, dünyanın en eski (1893-1894 yapımı) trenlerinden biri. Schafberg'e çıktıktan sonra Wolgangsee'nin doyumsuz manzarasını izleme şansına sahip oluyorsunuz. Trenler, Nisan sonu ile Kasım başı arasında sefer yapıyor. Yetişkin tek yön 28,80 Euro, gidiş/dönüş 40,80 Euro, Çocuk tek yön 14,40 Euro, gidiş/dönüş 20,40 Euro, Aile (2 yetişkin + 1 çocuk) gidiş/dönüş 93 Euro'dur.

Wolfgangsee'de tekne keyfi - Konum
Kasabadaki limandan St. Gilgen'e (Mozart'ın annesinin doğum yeri) seyahat eden teknelerden birine binip, nefis manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Tekneler, Wolfgangsee'de imparatorluk yıllarından beri seferler yapmakta. 1873 yılında seferlerine başlayan, çarklı gemi "Kaiser Franz Josef I“ halen seferlerini sürdürüyor.

Ilık bir yaz gününde bölgeyi ziyaret ettiyseniz, Wolgangsee'de yüzme şansına sahip olabilir, bir kış günü ise St. Wolfgang'dan arabayla yaklaşık bir saat süren Dachstein Batı'da kayak yapabilirsiniz. Fırsat bulmanız durumunda, St. Wolfgang'da bulunan ve oyuncak bebeklerin tarihine bakan Wolfgangsee Oyuncak Müzesi (Puppen Museum) 'ni de ziyaret planınıza ekleyebilirsiniz.
St. Wolgang'ın rengarenk ahşap evleri bile bu güzel kasabayı ziyaret etmeniz için yeterli bir sebep. Aracımızı, kasabanın üst kısmında bulunan otoparka bırakıp göl kenarına inerken karşılaştığımız son derece iyi korunmuş ahşap evlere hayran kaldık. Bu kadar güzel ve iyi korunmuş evler ile daha önce belki de hiç karşılaşmamıştık. Göl kenarına geldiğimizde ise Wolfgangsee tüm güzelliği ile bizi karşıladı. Gölün hemen kıyısındaki lokantada nefis Avusturya yemeklerini tadarken uzun süre bu harika manzarayı hayranlıkla seyrettik.

Hallstatt - Konum
Hallstatt'ın kuruluşu, M.Ö. 8.yy 'a kadar gider. MÖ. 5.yy 'a kadar bölgede aktif olarak tuz madenciliği yapıldığı bilinmekte. 19.yy'ın sonlarına kadar kasabanın kara ile bağlantısı yoktu ve sadece göl üzerinden ulaşılabilmekteydi. İlk kara bağlantısı 1890 yılında yapılan kasaba, 1997 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne eklendikten sonra popüler oldu. 2006 yılında, bir Güney Kore televizyon şovunda gözükmesinin ardından uzak doğu ülkelerinden yoğun turist akımları başlamış. 2013 tarihli Disney yapımı Frozen - Karlar Ülkesi filmindeki hayali şehir Arendelle'in Hallstatt'dan esinlendiği görülünce, Hallstatt tam bir turist patlaması yaşadı. 780 nüfuslu kasabaya bir gün geldi, 30.000 turist giriş yaptı. Durum o kadar komik hale geldi ki, kasabada yaşayan kafe sahibi bir bayan, sabah uyandığında yatak odasında Çinli turistleri gördü! 2019 da, bir milyon turist ağırlayan kasabanın sokakları bu aralar COVID-19 nedeniyle boşmuş.
Hallstat, popüler bir seyahat noktası ve yoğun turist ziyaretleri nedeniyle yüksek sezonlarında ziyaret edilebilecek bir kasaba değil! Araçla ulaşmak, aracınızı park etmek, park edebilme şansına sahip olsanız dahi park ettiğiniz yerden kasabaya ulaşmak bir problem. Bu kasabaya, en yoğun olduğu yaz aylarında gitmeyi planlıyorsanız yeniden düşünmenizi öneririz. Diğer mevsimlerde bile tedbirli olmanızda fayda var. En yoğun olduğu, 11-16 saatleri dışında ziyaret ediyorsanız gezinizden daha fazla keyif almanız mümkün olabilir.
Kasabadaki P1 park alanına aracımızı bırakıp Hallstatt gezimize başlıyoruz. Ziyaretimizde, beğendiğimiz yerlerin fotoğrafını çekebilmek için oldukça çaba sarf ettik. Lokantaların bir çoğu ağzına kadar doluydu. Çoğu uzak doğulu turistlerce doldurulmuş tek ana caddesi üzerinde zigzaglar çizerek yürümekten çok da keyif aldığımızı söyleyemeyeceğiz. Ancak, tüm sıkıntılarına rağmen Hallstatt'i gezmek bizim için her zaman büyük bir keyif.
Elektrikli Tekne Kiralama - Konum
Hallstatt'da ana caddesinde, göl üzerinde dolaşmak için elektrikli tekne kiralayabileceğiniz bir yer var. (Düşük sezonda çalışmıyor.) Özellikle turist kalabalığından uzaklaşmak, Hallstatt'a gölden bakmak ve harika fotoğraflar çekmek için bu fırsatı kullanmanızı şiddetle öneririz. Hallstatt'a tek bir şey yapmak için dönme fırsatımız olsa tekrar bu geziyi yaparız. Motor gücüne göre teknelerin saatlik ücretleri farklılık gösteriyor. Daha çok yol almak için güçlü motorlu tekneyi seçin!

Gözlem Noktası - Skywalk - Konum
Kasabanın girişine yakın bir noktada olan füniküler ile hem gözlem noktasına hem de tuz madenine ulaşabiliyorsunuz. Burada da sağlıklı bir fotoğraf çekebilmek için bayağı bekledik. Yukardan Hallstatt'ın görüntüsü oldukça etkileyici. Manzaranın keyfini çıkardıktan sonra füniküler ile tekrar Hallstatt'a geri döndük.

Katolik Kilisesi - Mezarlık ve Kemik Evi - Konum
St. Michael Şapeli'nde yer alan 'Kemik Evi' Hallstatt'taki en ilginç turistik noktalardan biri. Şapel'in tarihi 12. yüzyıla kadar uzanır ve Katolik kilisesinin yanında, mezarlığın arkasında yer alır. Her yıl, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler, boyanmış 600'den fazla kafatasının sıra dışı koleksiyonunu dehşet ve hayranlıkla izlemekte. Kafataslarının çoğu 18. yüzyılın sonunda dekore edilmiş. Modern zamanlarda bile, bu gelenek Hallstatt'da hala devam etmekte.
Mezarlık için kullanılan alan oldukça sınırlı olduğundan, mevcut mezar yeni bir mezar için yeniden açıldığında, kafatası veya kemikler ikinci bir cenaze töreninin bir parçası olarak kemik evine aktarılır. Ölen aile üyesinin kimliği dekoratif tablolar ve yazıtlara işlenir. Aile bağına ve sanatçı seçimine bağlı olarak kafatasları, isimler veya baş harflerle etiketlenir. Bazen de, ölenleri tanımlamak için hiçbir işaret kullanılmaz. 1948'den 1950'ye kadar olan araştırmalar sırasında, 2104 kafatası belgelenmiş. 1900'den önce kilise ölüm sicilinde yaklaşık 30.000 giriş olduğu için, kemik evinde bulunan kişilerin kalıntılarının ölen nüfusun sadece küçük bir kısmını temsil ettiği açıktır.

Panorama Noktası - Konum
Sayfanın en başındaki Hallstatt fotoğrafını gördünüz. Hallstatt 'da çekilen fotoğrafların neredeyse tamamı bu açıdan çekilmiş. Bu noktanın neresi olduğunu merak ediyorsanız lütfen başlıktaki konum yazılı yeri tıklayınız. Dünyada, en fazla fotoğraf çekilen noktalardan biri olan bu yeri ziyaret ederek kendi arşiviniz için Hallstatt fotoğrafınızı çekebilirsiniz.
Kasaba Meydanı - Konum
Hallstatt'ın meydanı, eski ve renkli evleri ve çeşmesi ile görülmesi gereken yerlerden biri. Her ne kadar fotoğraf çekebilmek için bu meydanı boş bulmanız imkansız olsa da etrafındaki koltuklarda bir müddet oturarak ortamın keyfini çıkarabilirsiniz.

Restaurant im Seehotel Grüner Baum Restaurant - Konum
Kasaba meydanının tam karşısındaki aynı adlı otelin içinde yer alır. Bölgedeki iyi restoranlardan biri. Hallstatt'da yemek saatlerinde lokantalarda yer bulmak neredeyse imkansız. Bizim gibi şanslıysanız, bir öğlen veya akşam yemeği için tercih edebilirsiniz. Ön tarafından gözüken göl manzarası göz alıcıdır.

Traunkirchen - Konum
Salzkammergut'un en güzel yerlerinden biri olan Traunkirchen, Traunsee Gölü'nün batı kıyılarındaki bir yarımada üzerinde yer alır. Pastoral kasaba merkezi, eski manastır, Johannesburg Dağı ve etkileyici bir Traunsee manzarasına sahip. Traunkirchen'i dolaşmak isterseniz bir saatinizi ayırmanız yeterli olacak. Ancak, aracınızı park yerine bıraktıktan sonra göl manzarasını doyasıya izleyebileceğiniz izleme noktasına vardığınızda oradan ayrılmak istemeyeceksiniz. Kasaba limanından bir gemi ile bu güzel gölü gezmeniz mümkün. Ya da sadece şu noktada durup gönlünüzce manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Mondsee - Konum
Mondsee, aynı ismi taşıdığı gölün kıyısında yer alır. Şehir konforundan uzak kalmadan doğayı yaşamak isteyenlerin favori mekanı. İyi korunmuş evleri, şık restoran ve kafeleri ile sıkça ziyaret edilen bir kasaba. Etrafında bir çok aile dostu yürüyüş parkuruna ev sahipliği yapan bu kasabada aynı zamanda balıkçılık, yüzme ve bisiklet de favori aktiviteler arasındadır. Yerel bir pastanede, bölgeye özgü elmalı turta ve taze pişmiş çavdar ekmeği deneyin. Aralık ayındaki Noel eğlenceleri de ülke çapında meşhurmuş.

Bad Ischl - Konum
Aracımızı şehirdeki kapalı otoparka bırakıp kasabayı keşfe çıktık. Kasaba, Salzburg'un yaklaşık 67 km doğusunda, Traun ve Ischler Ache nehirlerinin birleştiği yerde. İlk olarak 1262 kayıtlarında adı geçen ve Salzkammergut tatil bölgesinin merkezi olan kasabanın tuzlu, iyotlu ve kükürtlü kaplıcaları var. Kasabadaki Kaiservilla, imparator Franz Joseph ve Prenses Sisi olarak da bilinen İmparatoriçe Elizabeth'in yazlık villasıymış. Bu villa, Franz Joseph'in annesi tarafından çifte nişan hediyesi olarak verilmiş ve sonraki yıllarda, çift yazlarını bu villada geçirmeye başlamış. Halen kasabadaki en önemli turist çekim noktası. İster Keiservilla'yı ziyaret edin, ister Traun nehri kıyısında bir yürüyüş yapın, ya da bir spa'nın keyfini çıkarın, Bad Ischl, bölgede ziyaret edilmesi gereken şirin bir kasaba.

Cafe Konditorei Zauner - Konum
Bad Ischl, yaz aylarında Avusturya'lı emperyal çiftin ve toplumun merkeziymiş. İmparatoriçe Sisi, tatlılara düşkünlüğü ile tanınırmış. Ancak, o zamana kadar Ischl'da emperyal gereklilikleri karşılayan hiçbir şekerci bulunmuyormuş. İmparator Franz'ın kişisel doktorunun, Viyana şekerleme ve şarap tüccarı Johann Zauner'i (1803-1868) Bad Ischl'e gelmeye ikna etmesi ile 1832'de imparatorluğa hizmet etmek amacıyla pastane kurulmuş. Cafe Konditorei Zauner, ziyaretçilerine bugün halen hizmet vermeyi sürdürüyor. "İşte mükemmeliyet ödülü" ne sahip ve Avusturya Cumhuriyeti tarafından Ulusal Arma kullanmasına izin verilen pastanenin son temsilcisi 1948 doğumlu, Josef Zauner. Kendisi 1988'den beri Tokyo'daki Japonya Pasta ve Şekerleme Koleji'nde misafir profesör olarak görev yapmakta. Kasabayı ziyaret etmişken bir mola için uğrayıp kraliyet tatlılarından denemeyi unutmayın!

Fuschl Am See - Konum
Bu büyüleyici köy, çamlarla kaplı tepeler ile çevrili sakin bir gölün kıyısında yer almakta. Kristal berraklığındaki sularında yüzmek veya kürek çekmek büyük bir zevk. Gölde motorlu teknelere izin verilmediğinden, sessizlik içerisinde saatlerce gölü izleyebilirsiniz. Özellikle gün batımı manzarası olağanüstü. Köy, orman yürüyüşleri için de muhteşem bir merkez. Göl kıyısında, açık alanda bir akşam yemeği ile ziyaretinizi ömür boyu hatırlanacak bir şölene çevirebilirsiniz. Biz, Edenbergers Cafe am See de yedik. Size de öneririz. Şayet kendinizi şımartmak isterseniz, Schloss Fuschl'ın kafesinde -konum - veya herhangi bir gezi bütçesi sıkıntınız yoksa restoranında (bir Michelin lokantası) bu olağanüstü manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Gimsenwirt - Fuschl Am See - Konum
Size Fuschl Am See - Sankt Gilgen yolunda yer alan özel bir restorandan söz etmek isterim. Gezi planlamamız esnasında keşfettiğimiz bir yerdi ve bölgeye gidince de yorumların haksız olmadığını görmek bizi fazlasıyla memnun etti. Gimsenwirt, bir Macar Lokantası ve bölgede yediğimiz en güzel yemeklerden birini bu lokantada yedik. Servisi ile lezzeti ile dört dörtlük bir deneyimdi. Gimsenwirt 'de bir yemek yeme fırsatı bulursanız kaçırmamanızı öneririz.

Zell Am See - Konum
Uzun yıllardır kayak sevenlerin merkezi olan Zall Am See 9.900 nüfusu ve içme suyu kalitesindeki gölü ile bölgenin en bilinen kasabalarından. Kış ve yaz aylarında nüfusunun kat be katı turisti kendine çeken kasaba ayrıca Alp geçidinin de yanı başında yer alır. Kasaba, plajları, açık hava havuzları, göl kenarındaki gezinti yerleri, üst düzey lüks alışveriş olanakları ve modern görünümü ile Avusturya üst tabakasının yaz aylarında da ilgisini çekmeyi başarmış. Göl kıyısına sadece birkaç dakika uzaklıkta yer alan Schmittenhöhe teleferiğinin Porsche tasarımındaki modern gondolu sizi dağa çıkarır. Mevsimine göre pistlerde kayak yapabilir, yürüyüş rotalarının keyfini çıkarabilir ya da basitçe Zell am See kasabasına ve Zell Gölü'ne uzanan efsanevi manzarayı izleyebilirsiniz. Bu manzara, birçokları için tatillerini tekrar tekrar burada geçirmek için güzel bir bahane olsa gerek!

Gmunden - Konum
Gmunden de Traunkirchen gibi Traunsee kıyısında bir kasaba. Salzkammergut Göl Bölgesi'nin en popüler yaz merkezlerinden biri. Kasabanın nüfusu yaklaşık 15.000 civarında. Dağlarla çevrili Traunsee'ye akan nehir üzerindeki eşsiz konumu, sizi rahatlamaya ve ruhunuz için huzur bulmaya davet eder. Gmunden tam olarak bir kent değil, dağlarda sakin bir köy de değil. Seramikleri, özgün takıları ile hoş bir kasaba. Gezinize Gmunden'i dahil ediyorsanız en az bir gününüzü buraya ayırmanızda fayda var. Hatta Laudachsee yürüyüşünü yapacaksanız burada iki gününüzü dolu dolu geçirirsiniz.
Schloss Ort - Konum
Kubbesi ve kapalı avlusu ile kale, göl kıyısına ahşap bir köprü ile bağlanan küçük bir adada yer alır. Adada Roma dönemine kadar bir kale olduğu düşünülmekte ve göl kıyısında inşa edilen bir başka büyük bina olan Schloss Lend ile karşı karşıya durmakta. İçerisinde değişik zamanlarda sergiler düzenlenir, ayrıca iyi bir lokantası var. Bir televizyon dizisi ile oldukça meşhur olan kale, peri masalı evlilikler için de bulunmaz bir yer olmuş. Schloss Ort'da Mayıs ve Ekim ayları arasında 300 civarında evlilik yapıldığı söyleniyor. Kartpostallık uzun tahta köprüsü üzerinde bir fotoğraf çektirmeden geçmeyin.

K-Hof Kammerhofmuseen - Konum
Gmunden'de bulunmamız sayesinde bu kasabadaki sıra dışı bir müzeyi de ziyaret etme şansına sahip olduk. K-Hof'taki Tarihi Tuvalet Malzemeleri Müzesi, ticari seramik tarihine kültürel bir katkı sunmakta. Tuvalet malzemelerinin tarihi dönüşümünü görmek, bizim için oldukça şaşırtıcı ve bir o kadar da eğlendirici oldu. Müze, sıhhi seramik üretimine ek olarak, hijyen standartlarındaki değişime de ışık tutuyor. Müzenin sergileri, dünya çapında bir sıhhi tesisat, banyo mobilyaları ve aksesuarları üreticisi olan Laufen şirketinden ödünç alınmış.

Traunstein
Gmunden'in önemli etkinliklerinden iki tanesi Traunstein'da yer alır. Bu dağ, Gmunden'in yukardan panaromik fotoğraflarının çekilmesi için güzel bir fırsat sağlar. Dağa iki yolla çıkabilirsiniz. Teleferikle veya tırmanarak. (Yürüyerek diyemiyorum, çünkü çıkılan patika oldukça dik, ayakkabınız uygun değilse kesinlikle denemeyin.) Biz, Gmunden halkının bir patika boyunca yürüdüğünü görünce onların arkasına takılarak yürümeye karar verdik. Ancak, bunun çok doğru bir fikir olmadığını kısa sürede anladık. Oldukça dik patikalardan uzun süreli bir yürüyüş. Dönüşte teleferik kullanmamıza rağmen Laudachsee'ye çıkıp inmemiz yaklaşık dört saat sürdü. Sanırım yerel halk, bu tip yürüyüşlere alışık. Ancak bizim için oldukça zorluydu.
Baumwipfelpfad Salzkammergut - Konum
Bu izleme platformu Gmunden'in tepeden panaromik bir manzarasını sunuyor. Teleferik ile üst istasyona çıktığınızda platforma yakın bir noktaya ulaşırsınız. Yürüyerek çıkmadıysanız platforma çıkarak albümünüze koyacak güzel fotoğraflar çekmenizi öneririz.

Laudachsee - Konum
Laudachsee, Traunstein'da bir dağ gölü. Teleferikten indikten sonra güzel bir yürüyüş yolu var. Yol güzel işaretlenmiş. Zaten birçok yürüyüş yapana rastlarsınız. Dört kilometrelik bu kolay parkuru yaklaşık 45 dakikada alabilirsiniz. Karşılığında güzel bir manzara ve göl kıyısında nefis yemekleri olan bir lokanta bulacaksınız.

Seewalchen am Attersee - Konum
Attersee bölgenin en büyük gölü. Kuzey kıyılarındaki Seewalchen ise şirin ve yeşillikler içinde bir kasaba. Ancak ününü Gustav Klimt'e borçlu. Viyana'nın en ünlü ressamı Gustav Klimt, şehir hayatından bıkmış bir şekilde stüdyosunda Nü resimler çizerken din adamlarının yoğun baskısından bıkmış bir şekilde 38 yaşında bu güzel gölü keşfetti. Arkadaşına Viyana'yı anlatırken, esasında günümüz şehir insanının da duygularına tercüman olmuş. "Burası, Viyana çok kötü, her şey kavrulmuş, sıcak, korkunç. Tüm bu çalışmalar, koşuşturma, daha önce hiç olmadığı kadar gitmek istiyorum!" Avusturya’nın yüzyılın başındaki modern sanat akımının lideri ve Viyana’nın en ünlü ressamı, iki sevgiliye, iki çocuğa, annesine ve iki bekar kız kardeşe yardım ediyordu. Kaçma ihtiyacı sürpriz olmamalı! Klimt, Salzkammergut bölgesini keşfettiğinde Attersee Gölü'nün kuzey ucundaki kuleli taş villaya gitti. Orada, şehir kıyafetlerini bıraktı ve gölün canlandırıcı, canlı manzaralarını çizmeye başladı. Bugün kasabayı ziyaret edenler, hem Gustav Klimt'in izlerini sürebilir hem de bu kasabayı neden seçtiğini anlayabilirler. Bölgenin en büyük gölü Attersee manzaraları ile Klimt'e ilham olmuş, bize ise onun izinden keyfini çıkarmak düşüyor!
Kasaba'daki Gustav Klimt Merkezini, yaşadığı villayı görebilir, tekne ile gölde gezinti yapabilir, ya da doğada yürüyüş yapmayı seçebilirsiniz.

Altaussee - Konum
19. yüzyılda Almanca konuşulan dünyayı yeni bir kavram kasıp kavurdu. Sommerfrische (kelimenin tam anlamıyla "yaz tazeliği") - kişinin ruhunu geri kazanmak için doğada vakit geçirme fikri. Böylece, Aristokratlar, orta Avusturya'nın serin Alp göllerini keşfetmeye başladı; öncüler arasında Almanya Prensi ve eşi Prenses Marie de vardı. Altaussee'ye gelen aile buraya yerleşti ve daha sonraki kuşaklar da buradan ayrılmadı. Bugün onların av köşkü, aileden Kontes Rose-Marie Strasoldo'nun yönettiği Hubertushof adlı bir otel olarak faaliyet gösteriyor. Sadece onlar değil, yazar Jakob Wassermann, şair Friedrich Torberg, Johannes Brahms, Gustav Mahler ve Richard Strauss gölden ilham alan isimlerden bazıları. Kasabayı ziyaret edince sebebini siz de anlıyorsunuz. Ayrılınacak bir yer değil!
Altaussee, kıyısındaki aynı adlı kristal berraklığındaki suları ile küçük ve şirin bir kasaba. Bad Altaussee olarak da adlandırılmasının sebebi bir Spa merkezi olması. Göl oldukça temiz olmasına karşılık, diğer göllerden farklı olarak kasabanın şirinliği, dağların görkemi bizi daha çok etkiledi. 2.000 nüfüsu ile tam yaşanacak bir yer! Avusturya'da köy ve kasaba dediğinizde bizden farklı olarak daha çok zenginlerin yaşadığı yerler aklınıza gelsin. Şehrin kalabalığından uzaklaşmak isteyen zenginler bu tip köy ve kasabalara gelip yerleşiyorlar. Bu nedenledir ki buralarda lüks oteller, spa, güzellik merkezleri, lüks mağaza ve kafeler görmek sizi şaşırtmasın. Altaussee de istisna değil. Göl kenarındaki yürüyüş büyük bir keyif ve manzara nefes kesici! Köyün kıyısındaki Romatik Hotel Seevilla 'nın adını not aldık. Konumu ve güzelliği ile bizi oldukça etkiledi. Bir dahaki sefere diyelim!

Şehirler
Bölgenin en önemli şehri şüphesiz ki Salzburg'dur. Yazının bu bölümüne Salzburg ve çevresindeki önemli gezi noktalarını tanıtarak başlayalım.
Salzburg - Konum
Salzburg, 150,000'i aşkın nüfusuyla Avusturya'nın dördüncü büyük şehri ve aynı isimli eyaletin başkenti. Salzach nehrinin kenarında yer alan bu kent, adını buranın ilk sakinlerinin hayatını kazandıkları zengin tuz madeninden almış ve başlıca gelir kaynağı turizmdir. Mozart'ın doğum yeri olduğu için aynı zamanda bir müzik şehri. Klasik müzikten hoşlanıyorsanız, şehrin dört bir yanında, tarihi mekanlarda sergilenen bir klasik müzik konserine katılmalısınız. Alp dağları, kalesi ve nehri ile görsel bir ziyafet sunan Salzburg'da, Getreidegasse ve paralelindeki caddelerde birçok kafe, restoran ve mağaza bulunuyor.
Hellbrunn Sarayı ve Şaka Çeşmeleri - Konum
Hellbrunn Sarayı'nı bu ziyaret planına dahil etmemizin en önemli sebebi Şaka Çeşmeleri (Trick Fountains) Salzburg’un prens-başpiskoposu Markus Sittikus, sarayı yazlık rezidansı olarak usta mimar Santino Solari'ye tasarlatmış. 1612'den 1615'e kadar süren inşaatı ile rekor bir sürede ortaya çıkan saray, Alpler'in kuzeyindeki en görkemli Geç Rönesans binalarından biri. Saray, sadece gündüz kullanımı için tasarlandığından yatak odası yok. Hellbrunn'un ana teması "SU". Güzel bahçelerde, havuzlar boyunca saatlerce yürüyecek ve 400 yıldan bugüne ziyaret eden konukları eğlendiren ünlü Şaka Çeşmeleri'ne hayran kalacaksınız. Bahçesindeki köşkü de Neşeli Günler (The Sound of Music) filminden hatırlayabilirsiniz. (Bu nedenle Neşeli Günler Köşkü olarak da adlandırılmaktadır - The Sound of Music Pavillion)
Özellikle yaz aylarında popüler bir turistik cazibe merkezine dönüşen ve su oyunları ile ünlenen bu sarayın bahçesindeki en dikkat çeken şaka, turun başlangıcındaki taş yemek masası. Etkinleştirildiğinde, konukların koltuğuna su püskürten bu yemek masasının etrafında taş koltuklar ve gizli çeşmeler var. Tabii ki, baş koltukta oturan Markus Sittikus'un koltuğu hariç! Yemek masasında, prens ayağa kalkmadıkça hiç kimsenin kalkamayacağını düşünecek olursanız, prensin bu şakadan ne kadar keyif aldığını, misafirlerin de ne kadar ıslandığını tahmin edebilirsiniz. Dikkat çekici bir başka yapıt ise, 1750 tarihli, çeşitli meslekleri gösteren ve bir su jeti ile hareket ettirilen mekanik müzik tiyatrosu. Tüm bu su oyunlarında, tasarımlar o kadar mükemmel yapılmış ki, suyun sizi ıslatmadığı bir yer muhakkak var. Şaka çeşmelerini ziyaret ederken büyük olasılıkla ıslanacağınız için yanınızda yedek bir kıyafet bulundurmanızı öneririz.
Çeşmeleri gezmek için; yetişkin 13,50 Euro, çocuk (4-18 Yaş) 6 Euro, öğrenci (19-26 yaş) 8,50 Euro ve aile (iki yetişkin ve bir çocuk) 29,50 Euro.

Hellbrunn'dan Salzburg şehir merkezine ulaşmamız yaklaşık 20 dak. sürüyor. Aracımızı, şehir merkezine yakın bir otoparka bıraktıktan sonra Mirabell Sarayına doğru yürümeye başlıyoruz.
Mirabell Sarayı ve Bahçeleri - Konum
Bu saray, bahçeleri ile meşhur. 1606'da Prens-Başpiskopos Kurt Dietrich von Raitenau, sevgilisi için “Altenau” adı altında inşa ettirdi. Ölümünden sonra halefi Markus Sitticus, Sarayı “Mirabell” olarak yeniden adlandırdı (İtalyan mirabile - “takdire şayan” ve bella - “güzel”). 1854'de kapılarını halka açan bahçenin ortasındaki havuz ve mitolojik hikayelere gönderme yapan heykelcikler görülmeye değer. Ottavio Mosto tarafından 1690 yılında yapılan dört heykel, dört elementi simgeler. Ayrıca bahçe içerisindeki bu heykeller, Zeus ile Demeter’in kızı Persephone’nin, Hades tarafından yeraltına kaçırılmasını konu alır. Bir zamanlar sadece soyluların yürüyebildiği bu bahçelerde gezme şansını kaçırmayın.

Mozartı'ın Doğduğu Ev - Konum
Wolfgang Amadeus Mozart, Salzburg'da Getreidegasse 9 numarada bulunan ve bugün Hagenauer Hause olarak bilinen evde, 27 Ocak 1756’da doğmuş. 1773 yılına kadar yaşadığı bu ev, artık bir müze. Mozart'ın anne babası bu evde yedi çocuğa sahip olmuş ancak sadece kendisi ve kardeşi Maria Anna hayatta kalmış. Müzenin ilk katında, o dönemlerde kullanılan eşyalar, ikinci katında “The Magic Flute - Sihirli Flüt” operasını da bestelediği Klavikord (piyanonun atası), üçüncü katında ise çocukluğundan evliliğine giden süreçteki hayatı ile ilgili bir çok kişisel eşya bulunuyor. Klasik müziğe ve tarihe meraklı olanlar ziyaret edebilir. Müzeye giriş yetişkinler için 12 Euro, çocuklar (6-14 yaş) 3,50 Euro, aile (2 yetişkin + 1 çocuk) 25 Euro dur.
Salzburg Katedrali - Konum
Salzburg şehrinin simgelerinden biri olan katedral, barok sanatının başyapıtlarından biri olarak tanımlanır. Tarihi merkezin kalbinde yer alan katedral, ondan fazla sayıda yangın yaşamış ve yüzyıllar boyunca üç kez tamamen yeniden inşa edilmiş. Her yıl, iki milyondan fazla insan, Wolfgang Amadeus Mozart’ın da vaftiz edildiği ve daha sonra en popüler şarkılarının bazılarını kilise müdavimlerine çaldığı şehirdeki bu dini merkezi ziyaret ediyor.

Hohensalzburg, Salzburg Kalesi - Konum
1077 yılında başpiskopos Gebhard, Salzburg'a güvenlik amacıyla bu kaleyi inşa ettirdi, 1500 yılında başpiskopos Leonhard von Keutschach zamanında güncel görünümünü kazandı. Kalenin asıl amacı, prensliği ve başpiskoposları düşman saldırılarından korumak. Kaleye katedral yanındaki yoldan ulaşılan füniküler ile çıkabilirsiniz. Kaledeki sergiler ve odalar gezilebilir. Ayrıca, kaleden Alpler'in ve şehrin görüntüsü de oldukça etkileyici.
Giriş ücretleri, gezmek istediğiniz yerlere bağlı olarak, yetişkinler için 9,90 Euro ile 15,70 Euro arasında değişmekte. (Çocuklar 5,70 Euro - 8,90 Euro arasında, aile ise 21,90 Euro ile 34,80 Euro arasında)

Balkan Grill Walter - Bosna Grill Büfe - Konum
Salzburg'da - Getreidegasse 33 adresinde, bir pasajın içinde yer alan bu ufak Bosna Büfesi açlığınızı bastırmak için size ucuz bir alternatif sunar. Yaptığı sosisli sandviç için dakikalarca sıra bekleyen bir çok kişi görmeniz sizi şaşırtmasın. Uzun bir yürüyüş ardından midenize götüreceğiniz sandviçlerden keyif alacaksınız! Sosis size cazip bir seçim olarak gözükmüyorsa, şehirdeki lokantalardan birinde meşhur Avusturya şinitzelini deneyin!

Mozart Çikolataları - Mozartkugeln - Konum
Salzburg'da etrafta sıklıkla göreceğiniz bir yiyecek de meşhur Mozart Çikolataları. Mozartkugeln, Salzburg kökenli lezzetli bir tatlıdır. Antep fıstığı, badem ezmesi ve nuga çekirdeği içerir, koyu veya sütlü çikolata ile kaplanır. Orijinal Salzburg Mozartkugeln, 19. yüzyılda çikolatacı Fürst tarafından icat edilmiş. Yuvarlak şekilleri ve üzerine kaplı ince ambalajın üzerindeki Mozart resimleri ile oldukça şık duruyorlar. Salzburg'a gitmişken muhakkak denemelisiniz! Satın aldığınız yerlere dikkat etmenizi öneririz. Turistik bölgelerdeki pazarlar ve hediyelik eşya dükkanları genellikle çok pahalı. Salzburg'da yüksek kaliteli tatlı ve çikolata üreticilerinden mucit Fürst veya Reber 'den almalısınız.

Cafe Sacher - Konum
Franz Sacher, 1832 'de ilk Sacher Torte 'sini yaparken, pastasının dünyaca meşhur olacağını ve adının yüzyıllar boyunca yaşayacağını sanırım tahmin edemezdi. Çikolatalı kek, kayısı marmelatı ve çikolata kaplaması ile meşhur olan bu pastayı tatmak için adını taşıyan kafeden daha iyi bir yer bulamazsınız. Cafe Sacher 'i ilk olarak Innsbruck'da keşfetmiştik. Viyana ve Salzburg'da da şubeleri var. Keyifli bir Salzburg gezisinden ayrılırken, hem nefis bir Avusturya kahvesi yudumlayıp hem de Sacher Torte'yi deneme fırsatı bulabilirsiniz. Bir başka meşhur Avusturya tatlısı olan Apfelstrudel (Elmalı tart) de dahil olmak üzere başka tatlılar da menülerinde var. Eski yıllarda, sizin masalarınızı paylaşan ünlülerin fotoğraflarını duvarlarda görebilirsiniz.

Linz - Konum
Salzburg'a 130 km mesafedeki Linz şehri Tuna nehri kıyısında yer alır. Turistik olarak etrafındaki şehirler kadar şanslı olmasa da öyle bir müzeye sahip ki onu dünya çapında meşhur hale getirmiş. Bizim gibi sadece bir buçuk saat yolu göze alanlar dışında dünyanın dört bir yanından teknoloji meraklısı insanlar Linz de yer alan Ars Electronica Center'ı görmek için bu şehre geliyor.
Ars Electronica Center - Konum
Ars Electronica sıra dışı bir müze. Geleceğin müzesi olarak da adlandırılıyor. Hem günümüze hem de geleceğe ait teknolojileri ziyaretçilere uygulamalar üzerinden anlatıyor. Müzede yer alan sergiler zamanla değişse de ana gösterilerden Deep Space 8K müzenin favorisi. (İngilizce veya Almanca olarak sergileniyor) Deep Space'in 16'ya 9 metrelik duvar ve 16'ya 9 metrelik zemin projeksiyonu, lazer izleme ve 3 boyutlu animasyon özellikleri sayesinde, 8K çözünürlükte daha önce hiç ulaşılamamış bir kalitedeki görüntülerden izleyicilerin keyif almasını sağlıyor. Uydu teknolojileri, yapay zeka, arttırılmış gerçeklik, müzik ve daha birçok konuda örnekleri deneyerek öğrenme şansınız var. Müze meraklısı olmayan benim gibi birini dahi tam gün oyalayabilen bu müzeye zaman ayırmanızı şiddetle tavsiye ederiz. Müze girişi tam gün yetişkin 11.50, indirimli (öğrenci, genç) 9 Euro. Müzeye yakın park yeri burada. Şehir merkezine de kısaca bakmak için ideal konumda.

Tuz Madenleri
Bölgeye de adını veren "Tuz", özellikle eski dönemlerde bölge halkı için büyük önem taşırdı. Henüz soğutucuların keşfedilmediği o dönemlerde yiyecekler, uzun süre bozulmadan dayanabilmesi için tuzlanarak saklanıyordu. Tuza büyük talep vardı ve "Beyaz Altın" olarak adlandırılırdı. Madenciliğin yapıldığı bu bölge ve özellikle de Salzburg şehri, zenginliğini tuza borçluydu.
Tuz madenciliği ilginç bir kavram olsa da o dönemler bölge için bir zorunluluktu. Denizler de tuzlu iken neden bu kadar uğraşıp madencilik yapılıyor diye düşünebilirsiniz. Bunun basit bir sebebi var, o da maliyet. Denizlerde ortalama %3,5 oranında tuz bulunurken, Salzkammergut bölgesindeki madenlerde %20 ile %70 arasındaki oranlarda tuz bulmak mümkün. Esasında, bu dağların içindeki tuzlar da denizden geliyor. 250 milyon yıl önce buharlaşan deniz suları ve gerçekleşen tektonik aktiviteler sebebi ile oluşan tuz bugün bulunduğu yerde sıkışmış şekilde çıkarılmayı bekliyor. Oranları bu kadar yüksek seviyede olduğu için de çıkarılmasının maliyeti nispeten katlanabilir bir düzeyde kalıyor.
Bir tuz madenini ilk defa bu bölgede ziyaret ettik. Bölgede, Hallstatt'daki maden de dahil olmak üzere birçok tuz madeni bulunuyor. Bizim Hallein'i ziyaret etmek istememizin birkaç sebebi var. Bu maden tam Almanya, Avusturya sınırında yer alıyor ve içinde küçük bir tuz gölü var! Hallstatt'daki tuz madeni dünyanın en eski tuz madeni olmasına karşın Hallein, Avusturya'da kapılarını ziyaretçilere açan ilk maden.
Hallein Tuz Madeni - Konum
Bu tuz madeni - aynı zamanda Salzbergwerk Dürnberg olarak da bilinir - Hallein, Avusturya 'da Dürrnberg platosunda yer alır. Maden, Kelt kabilelerinin zamanından bu yana 7.000 yıldan fazla bir süre çalıştırılmış ve Salzburg'un güçlü bir ticaret topluluğu haline gelmesine büyük katkısı olmuş.
Hallein'deki tuz madeni toplam 800 yıl işletilmiş ve 12 milyon tondan fazla tuz üretilmiş. İşletilmesi 1989'da durdurulan maden, 1994 yılında ziyaretçiler için tekrar açılmış. Tünellerinin toplam uzunluğu 64.72 km. ancak sadece 11.88 km. erişilebilir durumda. Madenin içerisindeki hava sıcaklığı 10 derece civarında, kayaların içindeki tuz oranı ise %30-35 arasında. Halen 15 maden işçisi madende inceleme ve güvenlik amaçlı görev yapıyor. Maden, 42 m.lik uzun tahta kaydırakları ile ünlü.
Madene girmeden önce, tuzun leke yapmaması için beyaz bir kıyafet ve verilen ayakkabıları giyiyoruz. İlk 400 metrelik kısmında ufak bir elektrikli trenin çektiği açık vagonlar ile seyahat edip, madene indikten sonra tuzun elde edilişinin adımlarını, eşlik eden rehberden öğreniyoruz. Tur esnasında Almanya, Avusturya arasında gidip geldik, hatta bir yere sembolik sınırı gösteren bir tabela dahi koymuşlar. Turun devamında, alt seviyeye inmek için tahta kaydıraklardan kayıyor (kaydıraklar ürkütücü geliyorsa, merdivenleri kullanmanız da mümkün), dağ içindeki tuz gölünde botla seyahat ediyoruz. Yaklaşık 90 dakika süren tur, madenin sadece 1 km lik bir kısmını içeriyor.
Giriş ücretleri, yetişkinler için kişi başı 23 Euro, 4-15 yaş arası çocuklar 11,50 Euro. 2 Yetişkin + 1 çocuktan oluşan aile bileti ise 48,50 Euro. Madene, 4 yaş altındaki çocukların girmesine izin verilmiyor.

Hallstatt Tuz Madeni - Konum
Dünya'nın en eski tuz madeni. Sadece 22.50 km.si yürünebilen, 65 km.lik tünellerden oluşuyor. 21 kademeden 20'si açık olan madenin 39 çalışanı var. Kayalardaki ortalama tuz oranı %60. Yılda 550.000 m3 tuz cevheri çıkarılan madende üç seviyede madencilik yapılıyor. Üretilen tuzu, finaküler bilet satış gişesinin yanındaki mağazadan satın alabilirsiniz. Hallstatt merkezindeki füniküler ile platform seviyesine ulaştıktan sonra 360 m. seviyedeki maden girişine 15 dakikalık bir yürüyüş sonrasında ulaşabilirsiniz. Kıyafet değişikliği sonrası gerçekleşen turda, madenin tarihi hakkında bilgi verildikten sonra tuzun elde edilmesinin adımları bir rehber eşliğinde anlatılıyor. Madenin sadece iki seviyesi tur tarafından görülebiliyor ve seviyeler arasında geçiş için Hallein'de olduğu gibi tahta kaydıraklar kullanılmış. Dağ içindeki tuz gölü gezisi ile sona eriyor.

Dağlar ve Mağaralar
Bölgede yer alan dağlar, doğal güzellikleri ile ziyaretçileri kendine çeker. Gerek kayak, gerekse de çeşitli etkinlikler ile zenginleştirilmiş bu dağlar, dünyanın en önemli Buz Mağaralarından bazılarına da ev sahipliği yapar.
Dachstein - Konum
Dachstein, Kuzey Kireçtaşı Alpleri'ndeki en yüksek ikinci dağ. (birincisi, Grossglockner - 3789m.) Yukarı Avusturya ve Steiermark sınırında yer alan dağın bir kısmı ise Salzburg sınırları içindedir. Bu nedenle, dağ Drei-Länder-Berg ("üç eyaletli dağ") olarak da adlandırılır. Dachstein, 2.500 m. üzerinde düzinelerce tepe ile 20 × 30 km'lik bir alanı kaplar. Obertraun'dan erişilen birinci ve ikinci istasyonlarında birçok etkinlik alanı mevcut ve bunları gezebilmeniz için en azından bir tam gününüzü ayırmanızı öneririz. Zirvesi çoğunlukla karla kaplı. Bu nedenle geziniz esnasında buna uygun giyinmeniz gerekiyor. Teleferik iki istasyonda durur. Mağaraları gezmek için birinci istasyonda inmeniz, Beşparmak (Five Fingers) ve Köpekbalığı (Shark) için ise ikinci istasyona geçmelisiniz. Üçüncü teleferik ise küçük kabinlerde panaromik manzaralar sunar.
Üç teleferiği içeren yolculuk, yetişkinler için gidiş/dönüş 33 Euro. Sadece birinci istasyondaki, Buz veya Mamut Mağaralarını gezmek isterseniz 37,50 Euro, her ikisini de gezmek isterseniz 44 Euro ödersiniz. Birinci ve ikinci kademelerdeki tüm etkinliklere ulaşmak için yetişkin başına 47,20 Euro ödemeniz gerekir. 2,60 Euro farkla "Herşey Dahil Bilet" e sahip olabilirsiniz. Bu bilet ile son panaromik teleferiğe de binme şansınız olur. Diğer tarifelere (genç, çocuk ve aile) buradan ulaşabilirsiniz.
Birinci İstasyon Etkinlikleri
Mağaralara ilginiz varsa, birinci istasyonda yer alan Buz Mağarası'nı gezmenizi özellikle tavsiye ederiz. Birinci istasyonda iner inmez, istasyon içerisinde yer alan rezervasyon noktasında biletinizi gösterip ayrıca tur saati için rezervasyon yaptırmanız gerekir. Mağaraya çıkış ve iniş 25 er dakika sürdüğü ve dik bir yamaçta olduğu için bunu atlamamaya dikkat etmenizi özellikle belirtmek isteriz. Diğer bir mağara olan Mamut Mağarası ise içine bir Mamut sığabilecek kadar büyük olması nedeniyle bu adı almış. Ancak, açıkçası Buz Mağarası kadar etkileyici değil. Bu nedenle bir zaman sınırlaması yapmak istiyorsanız Mamut Mağarasını ziyaret planınız dışında tutabilirsiniz.
Dachstein Dev Buz Mağarası - Konum
Dachstein'daki dev buz mağarası, bu dağdaki en önemli ziyaret yeri. Tavandaki su damlacıklarının yere düştükten sonra donarak üst üste birikmesi ile yüzlerce yılda oluşan sarkıtları görünce küçük dillerimizi yuttuk! Bu muhteşem dev buz anıtları, Alpler'in en büyük doğal harikaları arasında yer alıyor. Mağara içindeki buzlar yaklaşık 500 yıllık ve bazı yerlerde 8 m. yüksekliğe kadar bir buz dağı oluşturuyor. Buradaki oluşumlar renkli ışıklarla aydınlatılıyor ve aldıkları şekiller gerçeküstü manzaralar sunuyor. Dachstein'in içerisinde tam 80km.lik bir alana yayılmış olan bu mağara, 1910 yılında keşfedilmiş ve UNESCO Dünya Miras Listesinde yer almakta. Buz Mağarasının tam tersi yönündeki Mammuthöhle - Mamut Mağarası ise, dünyadaki en derin ve en uzun 30 mağaradan biri.
Bu mağaralar, tıpkı binlerce yıldır olduğu gibi soğuk, yağmurlu günlerde insanlar ve hayvanlar için mükemmel bir sığınak olmakta, sıcak yaz günlerinde ise hoş bir serinlik sağlamakta.

İkinci İstasyon Etkinlikleri
İkinci istasyona çıktıktan sonra, iki adet etkinlik dikkatinizi çekecek. İlki Beş Parmak - Five Fingers, diğer ise Köpekbalığı - Shark'dır. Köpekbalığına ulaşmak için yaklaşık 45 dakikalık tek yön yürüyüş gerektirdiğinden gidiş dönüş iki saate yakın bir zamanı ayırmanız gerekir. Beşparmak ise 15 dakikalık bir mesafede. Şayet uzun yürüyüşlere merakınız yok ise Köpekbalığı'nı ziyaret planınız dışında bırakabilirsiniz.
Beşparmak - Five Fingers - Konum
Dachstein'da bir elin beş parmağı şeklinde tasarlanmış bir izleme platformudur. Her bir parmak farklı bir konsept ile tasarlanmış. Instagram sayfalarınızı süslemek için size olağanüstü fırsatlar sunar. Açık havalarda, Hallstatt ve gölün mükemmel manzarasını da görebilirsiniz.

Köpekbalığı, Beşparmak gibi bir izleme platformu. Bir metal köpekbalığı heykeli şeklinde tasarlanmış. Merdiven ile köpekbalığı heykeli içine tırmandıktan sonra ağzındaki açıklıktan manzaranın keyfini çıkarmanız beklenir. Ancak, yolu zorludur. Bu nedenle planınıza dahil etmeden önce, mevsim, hava ve yol koşullarına göre dikkatlice değerlendirmenizi öneririz.

Eisriesenwelt - Werfen - Konum
Mağaralara ilginiz yoksa, Eisriesenwelt ismini duymamış olabilirsiniz. Ancak bu mağara, mağaralarla ilgili hangi listeye bakarsanız bakın "Dünya'nın en etkileyici (güzel) mağaraları" listelerinde muhakkak kendine yer bulur. Dünyanın en büyük buz mağarası olan Eisriesenwelt, Almanca’da ‘buz devleri dünyası’ anlamına gelir. Doğal kireç taşı buz mağaralarından oluşan labirent şeklindeki yapı; Avusturya’nın Werfen kasabasında, Alpler'in Tennegebirge bölümündeki Hochkogel dağında, Salzburg’a yaklaşık 40 kilometre mesafede yer alır. Mağaranın sadece ilk bir kilometresi buzla kaplı ve turistlerin sadece bu kısma girmesine izin verilmekte. Geri kalan kısmı kireç taşından oluşan mağara, yalnızca Mayıs – Ocak ayları arasında açık.
Mağara, dağın içine doğru akıp onu aşındırarak geçitler yaratan Salzach nehri sayesinde oluşmuş. Eisriesenwelt'de, ilkbahar aylarında eriyen buz, çatlaklardan kayalara doğru sızar. Su, mağaranın halen soğuk ve donmuş olan daha alçak alanlarına ulaştığında tekrar donar ve mağaranın içerisinde mükemmel görünümlü buzul halini alır. Mağaranın girişi tüm yıl boyunca açık olduğundan soğuk kış rüzgarı mağaraya doğru eser (daha soğuktan daha sıcağa, mağara içerisi daha sıcak olduğundan) ve içerideki buz ve karı daha da soğutur. Yazları ise, soğuk rüzgar mağaranın dışına doğru eser (daha soğuk içerden, daha sıcak dışarı doğru) ve buzulların erimesini önler. Mağaraya girerken bu şiddetli rüzgarı hissetmemeniz mümkün değil!
Eisriesenberg’i ilk keşfeden kişi Salzgburg’tan bir doğa bilimcisi olan Anton Posselt, keşif 1879’da yapılmış ve Posselt ancak, mağaranın sadece ilk 200 metresini keşfedebilmiş. Onun keşfinden önce, içinden cehenneme gidildiğine inanan ve bu yüzden onu keşfetmeyi reddeden bölge sakinleri tarafından biliniyormuş. Ancak mağara bu keşfin ardından uzun yıllar yeniden unutulmuş. Mağaranın yeniden keşfinde öncü olan isim ise Salzburg'un mağara araştırmalarının kurucusu Alexander von Mörk. Mağaranın turistik hale gelmesinin ardından yaklaşık 35 yıl boyunca ulaşım sadece yürüyerek mümkündü. 1955'ten itibaren eski patikaların en dik kısmını (1084 m ila 1586 m arasını) birkaç dakika içinde tırmanan teleferik yapıldı ve devamındaki patika ile mağaraya ulaşım mümkün oldu. Bu doğa şaheserini her yıl yaklaşık 200.000 turist ziyaret etmektedir.
Biz de mağarayı planımıza aldığımızda oldukça heyecanlıydık. Erken saatte yola çıktık. 1 saat 15 dakikada park yerine ulaştık. Ancak, park alanına ulaştığımızda maceramızın daha yeni başladığının farkında değildik. Önce teleferiğe yaptığımız 20 dakikalık yürüyüş ardından da mağaraya yaptığımız 25 dakikalık yürüyüş dik bir patika üzerinden olduğu için bizi hayli zorladı. Yürüyüş boyunca karşılaştığımız manzaralar ise oldukça etkileyiciydi.
Mağara girişindeki 30 dakikalık bekleyişin ardından, rehberin ışıldaklar ve merdivenler konusundaki uyarıları bizi biraz şaşırtsa da biz Türklere bir şey olmaz havasında kuyruğumuzu dik tutmaya çalışıyorduk. Her iki kişiden birine eski tip gazlı ışıldak verildi. Daha sonradan anladık ki, içeriye kurulabilecek bir ışık düzeni veya kullanılan yapay aydınlatmalar, mağaranın ısınarak buzulların erimesine sebep olabilirmiş. Ben ışıldağı taşımaya başladım. Bundan sonraki kısım anılarımda, ışıldak, merdiven, merdiven, merdiven ve sönük ışıklar arasında renkden renge dönen dev buz kütleleri olarak yer almakta. Tahta merdivenler ile çıktığımız 135 m.lik kısımda tam 700 basamak mevcut. Yani iniş çıkış toplam 1400 basamak ile başa çıkmak zorundasınız. Yani Eisriesenwelt'de yaklaşık 40 katlı tahta basamaklı bir binanın en üst katına kadar elinizde bir ışıldak ile yürüyerek çıkıp yeniden aşağı ineceksiniz. Rehberimizin belirttiğine göre, buzullar her yıl farklı şekiller almaktaymış. Yorgunluk ve keyif arası bir duygu ile turumuzu bitirdiğimizde pişman olduğumuzu söyleyemeyeceğiz. Ardından otoparka kadar 45 dakikalık bir yürüyüşün daha olması ise sanırım bu işin tuzu biberi oldu.
Eisriesenwelt'e ulaşımın ve mağara içindeki parkurun zorluğu nedeniyle, kalp rahatsızlığı ya da yürüme problemi olanların bu mağarayı planlarına almamalarını özellikle tavsiye ederiz. Teleferik ulaşımı dahil yetişkinler için tur fiyatı 28 Euro, gençler 20 Euro, çocuklar 16 Euro.

Grossglockner Yüksek Alp Geçişi - Konum
Bir zamanlar sadece deneyimli dağcılar için ayrılmış olan bu olağanüstü coğrafya, Grossglockner Yüksek Alp Yolu'nun yapımından sonra genci, yaşlısı ile doğa aşığı herkes için sıradışı bir deneyim haline geldi. Normalde Mayıs ayından Ekim ayına kadar açık kalan bu yol, 1935'te açılmasından sonra büyük ilgi odağı oldu. Yol, sergiler ve müzeler, kulübeler ve dağ hanları, ziyaretçi merkezleri ile gezginlerin tüm ihtiyaçlarını karşılamakta ve bu 48 kilometrelik yol herkese eşsiz sürüş keyfi sunmakta.
Fusch kasabasını geride bırakıp Heiligenblut'a doğru yola çıktığımızda, yol bizi Avusturya'nın en çarpıcı manzaralarından bazılarına götürdü. . Grossglockner, bölgenin en yüksek dağı ve Grossglockner Yolu ise doğa içinde yapılacak inanılmaz bir yolculuğu sembolize eder. 1 saat 25 dakikalık bir sürede yolun ilk bölümünü alıp tepedeki Restaurant Fuschertörl'e ulaştık. Meşhur Alp geçişi ise az ilerimizde. Restoran'dan izlediğimiz bulutlar ve manzara eşliğinde içtiğimiz sıcak çorba, yorgunluğumuzu geçirmeye yetti. Yol üzerinde, doğa, bitki örtüsünden, yol yapım tarihine kadar her türlü bilgiyi veren on durak yeri vardı. Yolun kar kaplı hallerinin fotoğrafları, yolun yapılış döneminden kalan fotoğraflar ve bölge coğrafyası bizi çok etkiledi.
Bu geçiş için araç başına 35 Euro ödemeniz gerekiyor. Size önerimiz, Alp Geçişine geldikten sonra U dönerek, geldiğiniz yolu kullanarak pansiyonunuza geri dönmektir. Geçişten sonraki diğer uçtan çıkarsanız, ya dönmek için çok uzun bir yol almanız ya da yola tekrar para ödemeniz gerekiyor.

Göller
Salzkammergut, göller bölgesidir. Bölgeyi eşsiz kılan da budur. Bu başlık altında yerleşim bulunmayan ama gezme fırsatı bulduğumuz, doğal güzellikleri ile ön plana çıkan gölleri tanıtmak istiyoruz.
Gosausee - Konum
Bölgenin tartışmasız en güzel gölü. Buz devri buzullarının oyduğu alan, zamanla su dolarak göle dönüşmüş. Aracınızı göle yakın bir noktaya bırakabiliyorsunuz. Kıyısında bir pansiyon ve lokantası var. Lokantasında bir kahve ve tatlı eşliğinde göl manzarasını izleyebilirsiniz. Gölün çevresi beş kilometre ve yaklaşık bir saatte yürümek mümkün. Park yerinin biraz ilerisindeki teleferik ile yukarı çıkıp göle bakmanızı şiddetle öneririz. Ayrıca çıktığınız noktadan belirli yürüyüş rotaları ile dağın ve manzaranın keyfini sürmeye ve harika fotoğraflar çekmeye devam edebilirsiniz.

Gößl (Grundlsee - Toplitzsee - Kammersee) - Konum
Gößl ki Gösl olarak okunur, yaptığımız güzel bir doğa yürüyüşünün başlangıç noktasıdır. Küçük bir kamp bölgesi ve fazla bir yerleşim yok. Grundlsee'nin manzarası özellikle sabah saatlerinde oldukça etkileyici. Parkın yakınlarından başladığımız ve Topltizsee'ye doğru orman içinden yapmış olduğumuz yürüyüş yarım saat kadar sürüyor. Toplitzsee kıyısına vardığınızda bir restoran göreceksiniz. Bu balık lokantası- Fischerhütte am Toplitzsee - ülke çapında çok meşhur. Bu sebeple oraya kadar gitmişken muhakkak bu lokantada bölgesel olarak yakalanan balıklardan tatmayı unutmayın. Yürüyüş parkuru buraya kadar uzanıyor. Ancak, restoranın önünden kalkan tekneler ile hem Toplitzsee'nin kalan kısmını hem de Kammersee'yi gezebiliyorsunuz. Toplitzsee, Nazi döneminden kalma hazineler hakkındaki söylentilerle de meşhur olmuş. Araştırmak için denizaltılar dahi kullanılmış. Ancak sahte ingiliz poundları dışında birşey bulunamamış. Söylenti öyle bir hal almış ki, birkaç dalgıcın boğulmasının ardından Avusturya hükümeti dalışları durdurmak zorunda kalmış. 2009 yılından itibaren 99 yıl boyunca dalışlar yasaklanmış. Toplitzee üzerindeki şelale ve dar bir patikadan ulaşılan Kammersee çok güzel. Bu sebeple bu geziyi kaçırmayın!

Nussensee - Konum
Salzkammergut o kadar ilginç bir coğrafya ki, bu ilginçliğin bir göstergesi olarak bu küçük gölü bu yazıya ekledik. St.Wolfgang yakınındaki bu küçük göl yol esnasında bir tabela olarak gözümüze çarptı. Tırmanılarak gidilen dar bir yol sonrasında kısa sürede göle ulaştık. Yanındaki tek eve ait olduğu görüntüsü veren bu göl, coğrafyaya hayranlık duymak ve kısa bir mola vermek için ideal bir nokta.

Rotaya Dahil Ettiklerimiz
Bu başlık altında, gezimize dahil ettiğimiz ancak Salzkammergut bölgesine yaptığımız gezide rotamız dahilinde kısa süre uğradığımız yerleri inceleyeceğiz.
Dürnstein - Tuna Kıyısında bir masal kasabası - Konum
Aşağı Avusturya'da Tuna Nehri'nin kuzey kıyısında dar bir şerit üzerinde yer alan küçük kasaba, adını tepesindeki kaleden almış. Dürnstein'in eski şehri sadece 340 yaşayanı ile iyi korunmuş bir ortaçağ kasabasını andırıyor. Şarap ve meyve bölgesi Wachau'nun ortasında yer alan Dürnstein, bölgenin en fazla turist alan kasabalarından birisi. Aracımızı kasabanın hemen girişindeki otoparka bıraktıktan sonra üzüm bağları arasından yaptığımız 15 dakikalık bir yürüyüş ile kasabaya ulaştık. Kasabanın bir ana caddesi ve bir de buna paralel Tuna kıyısında gezi yolu var. 2-3 saat içerisinde tüm kasabayı gezip, alışveriş yapıp bir küçük içecek ile gezimizi sonlandırdık.

Melk Manastırı - Konum
1700'lerin başlarında kraliyet sarayı olarak inşa edilen Melk Manastırı sonrasında Benedictine rahiplerine hediye edilmiş. Bugün, turistlere açık olmasına rağmen, dini amacına hizmet etmeye devam etmekte ve keşiş olmak için yüzlerce öğrenciye ev sahipliği yapmakta. Melk Manastırı'ndaki çarpıcı gözetleme noktaları, inanılmaz mimarisi ve özellikle kütüphanesi görülmeye değer.
Melk manastırının hazinesi, kütüphanesi. Karanlık ama büyük iki katlı odada tavana kadar kitap rafları mevcut. Bu raflarda, çoğu elle yazılmış yaklaşık 80.000 deri kaplı Ortaçağ el yazması bulunur. Sadece manastırın bilim adamları tarafından kullanılabilen bu kitaplara dokunmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Kitaplığın içinde fotoğraf çekilmesine izin verilmiyor, ancak unutulmayacak özel bir oda olduğunu söyleyebiliriz.

Gez Hadi ! - 27 Haziran 2020
Yorumlar